EDEBİYATNAME

Paylaşmak yücelmektir...

TÜRKÇE TESTLER

EDEBİYAT TESTLERİ

SİTE İÇİ ARAMA

ANLATIM BOZUKLUKLARI

 ANLATIM BOZUKLUĞU NEDİR?

        Duygu ve düşüncelerin karışık, yanlış anlama gelebilecek şekilde; amaca, dil ve yazım kurallarına uygun olmadan oluşturulmuş cümlelere bozuk cümle denir. 

 

        Konuşurken veya yazarken sözü gereksiz yere uzatarak, sözcükleri yanlış anlamda kullanarak, dilbilgisi ve mantık kurallarına uymayarak duygu ve düşünceleri yanlış aktarmaya, anlam karışıklığı veya anlam bulanıklığı oluşturmaya anlatım bozukluğu denir.

 

İYİ  VE  DOĞRU  ANLATIMIN  ÖZELLİKLERİ

DURULUK: Cümlede gereksiz sözcüklerin bulunmaması, duygu ve düşüncelerin gerektiği kadar sözcükle anlatılmasıdır.

AÇIKLIK:  Anlatımın  kolay anlaşılır olmasıdır.Anlatımın açık olabilmesi için sözcüklerin titizlikle seçilmesi ve yerli yerinde kullanılması gerekir.

AKICILIK:  Söz veya yazıda dilin takılacağı pürüzlerin bulunmamasıdır. Uzun cümleler, pek çok ekle uzatılan sözcükler , zincirleme tamlamalar ... akıcılığı bozabilir.

DOĞALLIK : Yazının içten ve yapmacıksız bir anlatımla kaleme alınmasıdır.

YALINLIK :Anlatımda gösterişe ve süse yer vermeden  sade bir dil kullanılmasıdır. Yalın anlatımda söz gereksiz yere uzatılmaz.

     

ANLATIM BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ

    

1. Gereksiz sözcük kullanımı                                   

2. Gereksiz yardımcı fiil kullanımı                           

3. Yanlış anlamda sözcüklerin kullanımı                 

4. Anlamı karıştırılan sözcüklerin kullanımı            

5. Yanlış yerde bulunan sözcükler                           

6. Yapıları yanlış olan sözcükler                               

7. Çelişen sözcüklerin aynı cümlede kullanılması   

8. Eklerin yanlış kullanılması                                   

9. Yüklem yanlışlıkları                                             

10. Özne yanlışlıkları                                                   

11.  Nesne yanlışlıkları

12.  Dolaylı tümleç ve zarf tümleci yanlışlıkları

13.  Edat (ilgeç) tümleci yanlışlıkları

14.  Özne – yüklem uyumsuzlukları

15.  Atasözü ve deyim yanlışlıkları

16.  Noktalama yanlışlıkları

17.  Mantık yanlışlıkları

18.  Tamlama yanlışlıkları

19.  Bağlaçların yanlış kullanılması

20.  Anlam belirsizliği


 

 

1. GEREKSİZ SÖZCÜK KULLANIMI

 

       Sözü uzatmak amacıyla aynı anlama gelen sözcüklerin bir cümle içerisinde yer alması anlatım bozuklu-ğuna yol açar. Bir cümlede gereksiz sözcük bulunduğunu anlamak için, sözcük cümleden çıkarılır. Bu durum-da cümlenin anlamında ve anlatımında herhangi bir bozulma oluyor ise o sözcük gerekli, olmuyorsa o sözcük gereksizdir. Aynı anlama gelen sözcüklerden herhangi birinin cümleden çıkarılmasıyla cümledeki anlatım bozukluğu düzeltilir.

 

Gereksiz sözcük kullanımı ile ilgili anlatım bozuklukları dört şekilde olur:

 

a)  Aynı anlama gelen sözcüklerin cümlede kullanılması

ÖRNEK:Sınava hazırlanırken kaynak kitaplardan mutlaka faydalanılmalı ve istifade edilmelidir. ( “faydalan-mak”  ve “istifade etmek” aynı anlama geldiği için bunlardan biri gereksizdir.)

 

b)  Cümlede bir sözcüğe eklenen edatın  anlamının  başka bir sözcükte yer alması

ÖRNEK:Köye yalnız gitmeye çekindiği için kardeşiyle birlikte gitmişti.(“ile” edatı “birlikte” anlamını verdiği için “birlikte” sözcüğüne gerek yoktur.)

 

c)   Cümle içerisinde anlamı bulunan bir sözün cümlede kullanılması

ÖRNEK: Gece yarısı yüksek sesle bağıran gençler mahallenin huzurunu bozuyordu. (Bağırmak  eylemi yüksek sesle yapıldığı için “yüksek sesle” sözcüğü gereksizdir.)

 

d)   Aynı anlamı veren ek ile sözcüğün bir arada kullanılması

ÖRNEK: Beni terk etmesinin nedeni, çalıştığım iş ortamını sevmemiş olmasındandır. (Cümledeki “nedeni” sözcüğü ile “olmasındandır” sözcüğündeki “-dan” eki olayın sebebini anlattığı için “-dan” eki gereksizdir. Yani cümle  “....... sevmemiş olmasıdır” olmalıydı.) 

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

   Sıcak yaz aylarında Akdeniz sahilleri turistlerle dolar.

   ( Yaz ayları doğal olarak sıcak olduğu için “sıcak”  sözcüğüne gerek yoktur.)

 

  Tavan arasından ikide bir, sık sık anlam veremediğim gürültüler geliyordu..

   ( “ikide bir”  ile  “sık sık”  aynı anlama geldiği için bu ifadelerden biri gereksizdir.)

 

  Senin aradığın kitap okul kütüphanesinde mevcut bulunmamaktadır.

    ( “mevcut bulunmamaktadır” ifadesi “yoktur” anlamını taşıdığı için cümle gereksiz yere uzatılmış. Bu da anlatım bozukluğuna sebep olmuştur.)

 

 Ülkemizdeki eski tarihi eserler yağmalanmaya devam  ediyor.

     ( “tarihi” sözcüğü  “eski” sözcüğünün anlamını verdiği için gereksizdir.)

 

   Bizim eve taşınırken neyi var, neyi yoksa yanına alsın.

     ( Yok olan bir şey yanına alınamayacağına göre bu sözcük gereksiz kullanılmıştır.)

 

 

 

2. GEREKSİZ YARDIMCI FİİL KULLANIMI

 

       “Etmek, eylemek, olmak, kılmak, bulmak, bulunmak, buyurmak” fiilleri sözcüklere eklenerek yardımcı fiil görevini üstlenirler. İşte sözcüklere bu yardımcı fiillerin yerini tutacak şekilde bir yapım eki getirilirse yardımcı fiillerin kullanımına gerek kalmayacaktır. Aşağıdaki örneklerde de görüldüğü gibi yardımcı fiillerin gereksiz kullanımı anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Gereksiz olan bu yardımcı fiilleri cümleden çıkararak anlatım bozukluğunu gideririz.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

  Enflasyonun önümüzdeki yıl daha da düşeceğini umut  ediyoruz.

 (  Bu cümledeki “umut ediyoruz” sözcük grubundaki “etmek” yardımcı fiili gereksiz kullanılmıştır. Gereksiz olan bu yardımcı fiil cümleden atılarak sözcük “umuyoruz” şekline getirilmelidir.

 

  Bu olayların ders çalışmana etki edeceğini sanmıyorum.

(  Cümledeki “etki edeceğini” sözcük grubundaki “etmek” yardımcı fiili cümleden atılarak, sözcük “etkileyeceğini” şeklini almalıdır. )

 

  Bu  önemli konuları duyuru yapmak sizin birinci görevinizdir.

(  Bu cümledeki “duyuru yapmak” sözcük grubundaki “yapmak”  yardımcı fiili cümleden atılarak sözcük “duyurmak” şekline getirilmelidir. )

 

  Kendi evimizde yenilgi almaktan bıktık artık.

( Bu cümledeki “yenilgi almaktan” sözcük grubundaki “almak” fiili cümleden atılarak sözcük “yenilmekten” şeklinde cümlede kullanılmalıdır. )

 

  Zara’nın bu şarkısı son günlerde çok fazla  istek alıyor.

(“istek alıyor”  değil “isteniyor” şeklinde olmalıdır.)

 

 

 

 

3. YARDIMCI FİİLİN KULLANILMAMASI VEYA FİİLİN YANLIŞ ANLAMDA KULLANILMASI

 

       Cümlede yardımcı fiillerin kullanılmaması veya cümlenin anlamına uygun olamayan bir yardımcı fiilin sözcüğe getirilmesi anlatım bozukluğuna yol açar. Cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için yardımcı fiillerin cümleye uygun olup olmadığına, ayrıca cümlede kullanılmayan bir yardımcı fiilin bulunup bulunmadığına bakılır.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

  Yazar çok etkileyici bir anlatıma sahipti.

   (  “sahip” sözcüğü daha çok belirli bir emek harcanarak veya para verilerek kazanılan maddî durumlarda kullanılır.  “anlatım” ise  kişide var  olan bir özeliktir. Bu sebeple cümlede yer alan “anlatıma sahipti” sözcük grubunun yerine “anlatımı vardı” sözcük grubu  kullanılmalıdır.  )

 

  Taşınma esnasında mobilyaların çizilen yerleri yeniden boyandı.

  (  Bu cümlede “esnasında” sözcüğünden sonra “çizilen” sözcüğü getirilmez ise cümlede sanki boyama işinin taşınma esnasında yapıldığı anlamı ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple  “esnasında” sözcüğünden sonra “çizilen” sözcüğü getirilmelidir. )

 

  Öğretmenimiz müdür  beyden yeni evrakları istedi.

 (  “istemek” eş makamda veya alt makamda olanlarla ilgilidir. Üst makamdan nezaket gereği “rica edilir”  )

 

 

 

4. ANLAMI KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER

 

      Türkçede bazı sözcüklerin anlamı  sözcükler arasındaki ses benzerliği veya sözcüklerin yakın anlam-lar ihtiva etmesi sebebiyle sürekli karıştırılmaktadır. Birbirlerinin yerine yanlış anlamda kullanılan bu sözcükler cümlede anlatım bozukluğuna neden olur. Anlamı karıştırılan bu sözcüklerin anlamlarını çok iyi bilmek ve karıştırmamak gerekir.

 

Anlamı Karıştırılan Sözcükler ve Bunların Anlamlar

 

Öğretim – Öğrenim                                             

Öğretim:  Bilgi verme , bilgilendirme, ders verme         

Öğrenim:  Bilgi edinme , ders alma                         

Bu yıl lisede öğretim  görecek.( “öğretim” değil “öğrenim” olmalıdır. )             

 

Ayrım – Ayrıntı

Ayrım:İki varlık arasındaki fark

Ayrıntı: Bir bütünün parçası, nitelikleri

Aralarında küçük bir ayrıntı var.  ( “ayrıntı” değil “ayrım” olmalıdır. )

 

Ayrıcalık - Ayrılık

Ayrıcalık:  Başkalarından üstün tutulma

Ayrılık: Ayrım, fark

  İşçi ile memur arasındaki ayrıcalığı kısaca belirtelim. ( “ayrıcalık” değil “ayrılık” olmalıdır. )

Senin benden ne ayrılığın var.( “ayrılık” değil “ayrıcalık” olmalıdır. )

 

Bağımlı – Bağlı                                                   

Bağımlı:  Özerkliği, özgürlüğü olmayan  

Bağlı:    Bir şeye bağlı olan, ilgili olan                                    

  Öğretmen konuya bağımlı olarak yüz soruluk bir test  verdi.( “bağımlı” değil “bağlı” olmalıdır. )

  Sigara bağlısı olan insandı.( “bağlısı” değil “bağımlısı” olmalıdır. )                        

 

Yayın – Yayım

Yayın:  Gazete,kitap,radyo gibi araçlarla yapılan haberler, bilgiler, programlar

Yayım:  Yayma işi, neşretmek

Akşam yayımlanan dizileri hiç kaçırmam.  ( “yayımlanan” değil “yayınlanan” olmalıdır. )

 

Azımsamak – Küçümsemek                       

Azımsamak: Bir şeyi umulduğundan az bulmak     

Küçümsemek:Küçük görmek                        

  Onun düşüncelerini azımsamak bana yanlış geliyor.( “azımsamak” değil “küçümsemek” olmalıdır. )

  Nedense kendine ayrılan payı çok           küçümsedi.( “küçümsediı” değil “azımsadı” olmalıdır. )

 

Süre - Süreç

Süre:Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman

Süreç: Olay ve hareketler dizisi

Öğrenim, sabır gösterilmesi gereken önemli bir süredir.( “süredir” değil “süreçtir” olmalıdır. )

Matematik dersinden aldığım ödevimi kısa  süreçte bitirdim.(“süreçte” değil “sürede” olmalıdır.)

 

 

Ekilmiş – Dikilmiş

Ekilmiş: Küçük bitkilerin toprağa tamamen gömülmesi

Dikilmiş: Bitkilerin kökleri altta kalacak şekilde toprağa dik şekilde gömülmesi

  Bahçeye meyve fidanları ektik.( “ektik” değil “diktik” olmalıdır. )

 

Etki – Tepki                                                

Etki:Bir kimse veya nesnenin başka bir            kişi veya şey üzerindeki gücü, tesiri             

Tepki:Bir eyleme,bir olaya karşı gösterilen karşı davranış                                       

  Bu kitabın yayınlanması toplunda olumlu tepki yarattı.( “tepki” değil “etki” olmalıdır. )

  Sözlerime karşı bu kadar sert  etki göstereceğini hiç düşünmemiştim.   ( “etki” değil “tepki” olmalıdır.)

 

Çarptırmak – Çarpıtmak                             

Çarpıtmak:Çarpık duruma getirmek, gerçek anlamından saptırmak              

Çarptırmak: Çarpmasına yol açmak                                   

  Sözlerimin bu denli çarptırılmasına çok  şaşırdım.( “çarptırılmasına” değil “çarpıtılmasına” olmalıdır.)

 
Tanıştırmak – Tanıtmak                              

Tanıştırmak:Birbirini tanımayanların eylemi          

Tanıtmak:Bir şeyi başkasının bilmesini sağlamak

  Yeni gelen öğretmen, derse girince bize kendini tanıştırdı. (“tanıştırdı” değil “tanıttı” olmalıydı.)     

 

Neden oldu- Sağladı

Neden oldu: Sebep oldu, yol açtı (Daha çok olumsuz durumlarda kullanılır.)

Sağlamak:Olumlu katkıda bulunmak

  Yediği hatalı gollerle takımın yenilmesini sağladı. ( “sağladı” değil “neden oldu” olmalıdır. )

 

Arttırmak – Yükseltmek

Arttırmak:Bir varlığı sayı ve miktarca çoğaltmak, tasarrufetmek

Yükseltmek:Aşağıda olan bir şeyi kaldırmak

Hayat standartlarının arttırılması gerekir.   ( “yükseltilmesi gerekir” olmalıydı )

 

İhraç – İthal

İhraç:Yurtdışına mal gönderme

İthal:Yurtdışından mal getirme

Bu son model araba geçen hafta Almanya’dan ihraç edildi.( “ihraç” değil “ithal” olmalıdır. )

 

Büyümek – Uzamak

Büyümek: Her yönüyle gelişmek

Uzamak:Uzunluğunu arttırmak

Bahçeye bu yıl dikilen ağaçların boyu epey büyümüş.( “büyümüş” değil “uzamış” olmalıdır. )  

Kadınlar arasındaki mahalle kavgası fazla uzamadan bitti.(“uzamadan” değil “büyümeden ” olmalıdır.)

 

Kapsamak – kaplamak

Kapsamak: Bir şeyin içinde olmak. Muhteva etmek

Kaplamak:Çevreleyip sermek,örtmek

Caminin kubbesi kurşunla kapsanarak korunacakmış. (‘kapsanarak’ değil ‘kaplanarak’ olmalı)

Cep telefonlarının kaplama alanı her geçen gün genişletiliyordu.  (‘kaplama’ değil ‘kapsama’ olmalı)

 

Fotoğraf – Resim

Fotoğraf: Bir makine ile birebir çekilen

Resim: Boya ve fırça ile benzeri yapılan

Duvardaki bu berbat resmi kim çekti böyle?  (“resim” değil “fotoğraf” olmalı)

Bu sanat şaheseri olan fotoğrafa değer biçilemiyor.(“fotoğrafa” değil “resime” olmalı)

 

Sonunda – Sonucunda

Sonunda: En son olarak, nihayetinde

Sonucunda: Bir hal veya olayın neticesi, son söz

Kardeşim planlı bir çalışmanın sonunda sınavı kazandı. (“sonunda” değil “sonucunda” olmalı)

 

Büyümek-Çoğalmak

Büyümek: Her yönüyle gelişmek

Çoğalmak: Sayıca artmak

Saçlarını kestirsen iyi olur, çünkü epey çoğalmış.   (“ uzamış, büyümüş” olmalıydı )

Geçen hafta toprağa attığımız gübre, domatesleri epey çoğaltmış.( “büyütmüş” olmalıydı.)

Ülkemizdeki genç nüfus her geçen gün daha da büyüyor.(“çoğalıyor” olmalıydı. )

 

Savunmak – ileri sürmek

Savunmak: Benimsenilen bir görüşü müdafaa etmek

İleri sürmek: Benimsenilen bir görüşü iddia etmek

Planlı bir şekilde sınavlara hazırlanmayan bir öğrencinin sınavı kazanamayacağını savunuyordu.  (“savunuyordu” değil  “iddia ediyordu, ileri sürüyordu” olmalıydı.)

 

İkilem – İkilik

İkilem:İki şıktan birini seçme durumunda kalma                                              www.edebiyatname.com

İkilik: İki çeşitlilik, İki kısma ayrılma

Deneme sınavında soruları çözerkenki yaşadığım ikilik beni dershanenin ödülünden etti. (“ikilik” değil “ikilem” olmalıydı.)

 

Basım – Basın

Basım: Kağıt veya levhaya yazı,şekil veya çizgi yapma, matbaacılık

Basın: Sesi veya görüntüyü  ileterek haberleşme işi.Yayımlanan yazılı ürünleri (gazete,dergi..) sunma

Basım ve yayın organlarının ilgisizliği hepimizi üzdü.( “basım” değil “basın” olmalı)

 

Olasılıkları – Olanakları

Olasılıkları:Muhtemel, ihtimal, olabilirlik

Olanakları:İmkan

Kanun dışı iş yaparken yakalanma olanağı her zaman vardır. (“olasılığı” olmalıydı.)

Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de, bina yaparken her türlü olanaklar göz önünde bulundurul-malıdır. ( “olanaklar” değil “olasılıklar” olmalıydı. )

 

Özgü – Özel

Özgü:Bir kişiye veya bir yere has olan, ait olan.

Özel:Sadece bir kişi veya nesneye verilen, şahsi.

Bu halılar Taşpınar yöresine özel motifler içermektedir. ( “özel” değil “özgü” olmalıydı. )

Sadece size özgü olarak hazırladığım bu doğum günü pastasını afiyetle yiyiniz. (“özgü” sözcüğü yerine “özel” sözcüğü getirilerek yanlışlık düzeltilir. )

 

Yılında – Tarihinde

Yılında:On iki aydan oluşan zaman.

Tarihinde:Gün,ay ve yılın bir arada verildiği zaman.

1998 tarihinde doğan kardeşim bu yıl ilkokula başlayacak. ( “tarihinde” değil “yılında” olmalıydı. )

M. Kemal, 29 Ekim 1920 yılında Cumhuriyeti  ilan  etti.  (“yılında” değil “tarihinde” olmalıydı.)

 

Yankılanmak-Yansımak

Yankılanmak:Bir sesin sert bir yüzeye çarparak geri dönmesi

Yansımak: Bir ışığın parlak bir yüzeye çarparak kı-rılması

Gecenin karanlığında yansıyan ses tüm mahalleyi ayağa kaldırmıştı.  ( “yankılanma” olmalıydı.)

Güneş ışınlarının su yüzeyinde yankılanması ile oluşan manzara görenleri mest ediyordu.   (“yankılanma” değil “yansıma” olmalıydı.)

Slayt gösterisi ile duvarda yankılanan grafikler  epey ilgii çekti. (“yankılanan” değil “yansıyan” olmalıydı)

 

Dokumak – Örmek

Dokumak: Halı ve kilim gibi şeylerin meydana getirilmesi

Örmek: Kazak,çorap gibi giyilebilen şeylerin mey-dana getirilmesi

Sana dokunan bu eldivenin ne kadar değerli olduğunu biliyor musun?  (“dokunan” sözcüğü yerine “örülen” sözcüğü getirilmeliydi. )

Gece gündüz demeden örülen bu halılar yurt dışına ithal ediliyormuş. (“örülen” sözcüğü yerine “dokunan” sözcüğü getirilmeliydi. )

 

Kulak kabartmak – Kulak kesilmek

Kulak kabartmak:Belli etmemeye çalışarak gizlice dinleme

Kulak kesilmek:Dikkatli bir şekilde dinlemek

Gecenin karanlığında kulak kabartmış mutfaktan gelen sesleri dinliyordum.( “kulak kabartmış değil “kulak kesilmiş” olmalıydı.)

 

Gözden çıkarmak – Göze almak

Gözden çıkarmak: Bir malın elden çıkmasına razı olmak

Göze almak:Bir şeyi elde etmek için güçlüklerle mücadele etmek

Bu sınavı kazanabilmek için bütün güçlükleri gözden çıkarmayı kafama koymuştum.( “gözden çıkarmayı” değil “göze almayı” olmalı.)

 

Fiyat – Ücret

Fiyat:Bir şeyin para olarak karşılığı

Ücret: Bir  emek  veya hizmet karşılığı ödenen para

Pazar gününden itibaren ekmeğin ücretine % 5 zam yapılmıştır. (“fiyatına” olmalıydı.)

İşçilere verilen fiyatı artırma kararı herkesi sevindirdi.  (“ücreti” olmalıydı.)

 

Yaklaşık – Yakın

Yaklaşık:Aşağı yukarı, tam değerin biraz azı

Yakın: Aralığı az olan, uzak olmayan

Ağaçların birbirine yaklaşık dikilmesi ileride sorun çıkarır. ( “yaklaşık” değil “yakın” olmalıydı. )

 

Etkin – Etken

Etken: Etki eden, tesir eden, malum olan

Etkin: Faaliyet gösteren, aktif olan

Gençlerin etken rol oynaması, ülkenin geleceği için çok sevindiriciydi. (“etken” değil “etkin” olmalıydı.)

 

Kilo – Litre

Kilo:Katı maddelerin ağırlık olarak değeri

Litre: Sıvı maddelerin hacim olarak değeri

İki kiloluk sıvı yağlar kolilere gelişigüzel yerleştirildi.( “kiloluk” değil “litrelik” olmalıydı.)

Elindeki kutuların kaç litre geldiğini öğrenmek için içeri girdi.(“litre” değil “kilo” olmalıydı.)

 
Organ – Organizma

Organ:Vücudu meydana getiren uzuv, vücudun bir bölümü

Organizma:Canlı varlık, Bir canlıyı meydana  geti-ren organların bütünü

Kaçırılan çocukların kalp ve böbrek gibi organizmaları yüksek fiyatlarla yurt dışına satılıyormuş.  (“organizmaları” değil “organları” olmalıydı.)

 

Görüntü – Görünüş

Görüntü:Bir nesnenin mercek,ayna gibi nesnelerle  oluşturulan ya da kimi ışık olayları sonucu elde edilen biçimi. Ekranda beliren şey.  Zihinde beliren, yer edinen şey.

Görünüş:Gözün ilk gördüğü veya zihnin doğruca algıladığı şey. Manzara

Sert esen rüzgar, anteni yerinden oynattığı için televizyondaki kanalların görünüşünü epey bozmuş.(“görünüşünü” değil “görüntüsünü” olmalıydı.)

Aldığın bu yeni elbise, görüntünü iyi yönde değiştirmiş.(“görüntüsünü” değil “görünüşünü” olmalıydı.)

 

Karşın – karşılık

Karşın:Gerekli olan duruma veya mantığın gerektirdiğine karşıt olarak. Rağmen.

Karşılık: Bir davranıştan dolayı yapılan karşı davranış. Yanıt. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey.

Bütün güçlüklere karşılık işimi seviyorum.  (“karşılık” sözcüğü yerine “karşın” sözcüğü getirilmelidir.)

Sorduğum soruya karşın cevap almamak beni çok üzdü. (“karşın” sözcüğü yerine “karşılık” sözcüğü getirilmelidir.)

 

Çekimserlik – Çekingenlik

Çekimserlik:  Bir konuda durunu belli etmekten,  şöyle veya böyle davranmaktan kaçınmak.

Çekingenlik:  Saygı,korku,utanma gibi duyguları nedeniyle ürkek davranmak.

Kardeşim, misafirliğe gittiğinde her zaman çekimser davranırdı.(“çekingen” olmalıydı.)

Tanımadığı bir kişinin başkan adayı olmasından dolayı oylama esnasında çekingen kalmayı tercih etmişti.( “çekimser” olmalıydı.)

 

Görev-Sorumluluk

Görev: Bir kimsenin veya bir şeyin yaptığı iş veya kendisinden beklenen eylem.

Sorumluluk: Bir kimsenin üstüne aldığı, yapmak

zorunda bulunduğu veya yaptığı bir iş için gerekti-ğinde hesap verme durumu.

Herkes kendine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.(“sorumluluğu” yerine “görevi” getirilmeliydi.)

Ihlara Vadisi’ne geziye giden öğrenciler  için Ahmet Bey görevli idi.(“görevli” değil “sorumlu” olmalı)

 

Çoğunluk – Çokluk

Çoğunluk: Sayıca fazlalık, ekseriyet, üstünlük

Çokluk: Sayı ve ölçü yönünden çok olma hali, sık sık, sıklıkla, çok kez, çok zaman.

Meclis çokluk olmadığı için toplanamadı.   (“çokluk” yerine “çoğunluk” getirilmeliydi.)

Partimiz oy çokluğuyla birinci olmuştur.  (“çokluk” yerine “çoğunluk” getirilmeliydi.)

 

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

  Matematik yazılısında verilen süreç çok kısa olduğu için cevapları yetiştiremedim.         

(“süreç” sözcüğü yerine “süre” sözcüğü getirilmelidir.)

 

  Uzmanlara göre dizi filmler, günümüz ev kadınlarında bağlılık yapıyor.

( “bağlılık” sözcüğü yerine “bağımlılık” sözcüğü getirilmelidir.)

 

  Aldığım bu güzel hediyenin bendeki tepkisini asla unutamam.

( “tepkisini” sözcüğü yerine “etkisini” sözcüğü getirilmelidir.)

 

  Yağışlar buğday dikimini olumsuz yönde etkiliyor.                                www.edebiyatname.com

( “dikimini” sözcüğü yerine “ekimini” sözcüğü getirilmelidir.)

 

  Fikirleri azımsanan insanlar bir bir aramızdan kaybolmaktadır.          

( “azımsanan” sözcüğü yerine “küçümsenen” getirilmelidir.)

 

  Bana olayları lütfen çarptırmadan anlat.      

( “çarptırmadan” sözcüğü yerine “çarptırmadan” sözcüğü getirilmelidir.)

 

  Size en çok sevdiğim arkadaşımı tanıtmak istiyorum.

( “tanıtmak” değil “tanıştırmak” olmalı.)

 

  Pazardan aldığın bu domateslerin ücreti acaba kaç liradır?

( “ücreti” sözcüğü yerine “fiyatı” sözcüğü getirilmelidir.)

 

 

 

5. YANLIŞ YERDE BULUNAN SÖZCÜKLER

 

            Bir cümlede her sözcüğün yerli yerinde, başka bir deyişle her sözcüğün kullanılması gereken yerde olması gerekir. Sözcüklerin, cümlede bulunmaları gereken yerden başka bir yerde bulunması, anlamın karanlık, bulanık ve yanlış anlaşılmasına sebep olur. Yani cümle içindeki bir tek sözcüğün bile yerini değiştirmek farklı anlamlar, farklı yorumlar ve yargılar oluşturur. Kimi zaman da mantıksal tutarsızlıklara yol açar.

 

      Bu tür yanlışlıklara genellikle isimlerden önce gelerek o ismin özelliğini belirten sıfatlarla (ön ad) fiillerden önce gelerek o fiilin özelliklerini belirten zarflar (belirteç) neden olmaktadır. Bu tür bozuk cümlelerdeki anlatım bozukluğunu gidermek için yanlış yerde bulunan sözcüğün yeri değiştirilmelidir.

 

NOT: Türkçede belirtisiz isim tamlamasın tamlayanla tamlananın arasına herhangi bir sözcük giremez. Bu bir kuraldır. Mesela “meyve suyu” tamlamasında “bozuk” sözcüğünü araya girdirdiğimizde oluşan “meyve bozuk suyu” tamlaması yanlış bir isim tamlamasıdır. Halbuki bu tamlamanın doğrusu “bozuk meyve suyu”dur. Burada da sanki meyveler bozukmuş gibi bir anlam ortaya çıkmaktadır. Fakat burada “bozuk” sözcüğü “meyve”nin değil “meyve suyu” tamlamasının bir sıfatıdır. Bu böyle bilinmelidir. Örnekleri “etli pirinç pilavı”, “kırık kapı kolu” “yeni yapılan sebze reyonu” “tozlu köy yolu”... şeklinde çoğaltabiliriz.

 

      Son zamanlarda  bu kurala sadece makam ve rütbeler için uyulmamaktadır. Mesela “Eski Milli Eğitim Müdürü” yerine “Milli Eğitim Eski Müdürü”, “Yeni Sağlık Bakanı” yerine “Sağlık Yeni Bakanı” kullanılmaktadır. Bu sebeple “Eski Milli Eğitim Müdürü” ve “Yeni Sağlık Bakanı” gibi tamlamalar yanlış bir tamlama sayılmaktadır. Yani anlatım bozukluğu oluşturmaktadır.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

  Yeni otobüse binmiştim ki telefon çaldı.

    ( Bu cümlede sanki otobüs yeniymiş gibi bir anlam ortaya çıkmaktadır. Halbuki burada anlatılmak istenen otobüse yeni bindiğidir. Cümledeki  “yeni” sözcüğü “binmiştim” sözcüğünden önce getirilerek cümle düzeltilir.  )

 

  İzinsiz inşaata girmek tehlikeli ve yasaktır.

    ( Cümlede sanki izinsiz yapılan inşaata girmek tehlikeli de izinli yapılan inşaata girmek  tehlikesiz gibi bir anlam ortaya çıkmıştır. Cümle,“ İnşaata izinsiz girmek tehlikeli ve yasaktır.” şeklinde olmalıdır. )

 

  Başbakan, bir hafta içinde kömür çıkarılan vilayetleri ziyaret edecek.

    ( Cümlede sanki bir haftada kömür çıkarılan yerler gibi bir anlam ortaya çıkmıştır. Halbuki cümledeki gezi bir hafta sürecektir. Cümledeki “bir hafta içinde” sözcüğü “ziyaret edecek” sözcüğünden önce getirilmelidir. 

 

  Her Tanrının günü buraya geliriz.

    ( Cümleye göre sanki birden fazla Tanrı varmış gibi bir anlam ortaya çıkmaktadır. Cümle, “Tanrının her günü buraya geliriz.” şeklinde olmalıdır. )

 

 Yapılan oylamada tasarı 332’ye karşı 75 oyla reddedildi.

    ( Genellikle oy çokluğuna göre hüküm verilir. Yani yüksek olan rakamın cümledeki sonucun yanında yer alması gerekirken almamıştır. “75” rakamı ile “332” rakamı yer değiştirmelidir. )

 

  Atatürk’ün 72. ölüm yıl dönümü dolayısıyla cumhurbaşkanı bugün Anıtkabir’i ziyaret edecek.

    ( Bu cümlede sanki  Atatürk 72 kez ölmüş gibi bir anlam ortaya çıkmıştır. Halbuki ölüm bir kez gerçekleşen bir durumdur. Ancak ölüm törenleri her yıl düzenlenir. Onun için cümlede “72. ölüm yıldönümü” ifadesi  yerine “ölümünün 72. yıldönümü” ifadesi yer almalıydı.)

 

   Bu yeni teknoloji harikasıyla kırk beş sivrisineksiz gece geçirebilirsiniz.

    ( Bu cümlede “teknoloji harikası” olarak adlandırılan ilaç sanki 45 sivrisineği etkiliyor da 46. sivrisineğe etki etmiyormuş gibi bir anlam ortaya çıkmıştır. Halbuki cümlenin asıl anlatmak istediği şey, ilacın 45 gün boyunca etkili olduğudur. Bu sebeple cümledeki “45” sayısı “gece” sözcüğünden önce getirilmelidir. Yani  “45 sivrisineksiz gece” değil  “sivrisineksiz 45 gece” olmalıdır.)

 

  Aşırı sıcaklardan dolayı yaşlıların çok sıcakta kalmaları sakıncalıdır.

    ( Cümlede yer alan “çok” sözcüğü yanlış yerde kullanıldığı için anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Cümleyi düzeltmek için “çok” sözcüğünü  “kalmaları” sözcüğünden önce getirilmelidir. )

      

 

 

6. YANLIŞ ANLAMDA SÖZCÜK KULLANIMI

        Türkçede bazı sözcüklerin bir ya da birkaç anlamı vardır. Düzgün bir cümle kurarken anlamları  birbirine yakın olan veya benzeyen sözcüklerden cümlenin anlamına en uygun olanı alınmalıdır. Cümlenin anlamına uygun olmayan sözcüklerin cümlede yer alması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

  İç ve dış borçlar ekonominin bozulmasını  sağladı.

(  “sağlamak” sözcüğü, istenilen bir şeyi olumlu bir sonuca ulaştırmaktır. Bu cümlede olumsuz bir durum söz konusudur. Bu sebeple “bozulmasını sağladı” sözcük grubu yerine “bozulmasına neden oldu” denilmeliydi.)

 

  Birileri bu yıl başarının çok düşeceğini savunuyor.

(  “savunma” karşı bir düşünceye “karşı” tavırdır. Cümlede böyle bir durum söz konusu değildir. Cümlede bir düşünceyi iddia etme, ileri sürme anlamı vardır. )

 

  Maçı kaybetmesini, forvet oyuncularının kötü oynamasına borçludur.

(  “Borçlu olmak” iyi bir duruma karşılık yükümlülük duymaktır. Halbuki ortada iyi bir durum söz konusu değildir. Cümle şu şekilde olmalıdır: Maçı kaybetmesi, forvet oyuncularının kötü oynamasından kaynaklanmaktadır.)

 

   Okulun açıldığı ilk günden  itibaren arkadaşlığımız devam ediyor.

(   “-den itibaren” eki yanlış anlamda kullanılmıştır. Geçmiş zamanlardaki bir başlangıç ifade edilirken  “-den itibaren”  eki yerine “-den beri” eki kullanılır. Bu sebeple sözcüğe “-den beri” eki getirilirse bozukluk düzeltilmiş olur.)

 

 

 

 

7. YAPILARI YANLIŞ OLAN SÖZCÜKLER

      Cümlede dil bilgisi kurallarına aykırı olarak biçimlendirilmiş  sözcüklerin bulunması ile bir sözcüğün cümledeki anlamına uygun ek almaması anlatım bozukluğuna yol açar.Bu sebeple sözcüklere getirilen eklere dikkat edilmelidir. Özellikle isimlerin almış olduğu yapım eklerine, yardımcı fiillere, bu yardımcı fiillerin almış oldukları yapım eklerine ve olumsuzluk eklerine dikkat edilmelidir. Bazı ÖSS hazırlık kitaplarında bu tür yanlışlıklara ek yanlışlığı da denilmektedir.

 

YAPILARI YANLIŞ OLAN  BAZI SÖZCÜKLER

  

»  Olabilmek – Olabilmemek  

    Yeterlilik fiilinin olumsuzu  yapılırken “bilmek”  fiili düşer. Yeterlilik fiilinden geriye sadece “-e” sesi kalır. Olumsuzluk eki “-me” bu sesin üzerine getirilir. Bunun dışında “olabilmemek” gibi bir bi-çimlendirme yanlış olur. Doğrusu “olamamak”  biçimindedir.

ÖRNEK:

  Herkesin üye olabilip olabilmemeleri henüz belirlenemedi.

     Cümlede yer alan “olabilmemeleri” şeklindeki bir biçimlendirme yanlıştır. Doğrusu “olamamaları” şeklindedir.  

 

»  Alınabiliyor – alınabiliniyor

    Türkçede “-e bilinmek” diye bir yardımcı fiil  veya yeterlilik fiili yoktur. Yeterlilik fiili sadece “-e bilmek” şeklindedir.  Diğer kullanımlar yanlıştır.

ÖRNEK:

Fiyatlar, alınan önlemler sayesinde artık kontrol altına alınabiliniyor.

   Bu cümledeki “alınabiliniyor” şeklindeki kulla-nım yanlıştır. Çünkü yeterlilik fiiline getirilmemesi gerekirken yapım eki  getirilmiştir. Sözcüğün doğrusu “alınabiliyor” şeklinde olmalıdır.

 

»  Erdem – erdemlik (vb.)

    Türkçede bazı sözcüklere yapım eki getirildiğinde türeyen sözcükteki bazı ekler verilmemektedir.    “erdem” sözcüğünde olduğu gibi. Sözcüğe yapım eki getirildiğinde yeni sözcük “erdemlik” değil “erdemlilik” olmalıdır. Bu sebeple bu tür sözcüklerde yanlışlık yapılmaktadır.

ÖRNEK:

O erdemliği asla elden bırakmayan biriydi.

    Cümledeki  “erdemliği” sözcüğü yanlış yapılandırılmıştır. Çünkü sözcüğün doğru yapılandırılmış şekli “erdemliliği” şeklinde olmalıydı. Bu şekildeki bir kullanım anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

 

» Alıkonmak – alıkonulmak 

    “alıkonulmak, alıkoyulmak” yardımcı fiillerinin bazen “alıkonulunmak, alıkoyulunmak” şeklindeki yanlış kullanımı anlatım bozukluğuna yol açar.

ÖRNEK:

Sevdiklerini kutlamaktan alıkonulunmuş.

    Cümledeki “alıkonulunmak” sözcüğü yanlış yapılandırıldığı için anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Sözcüğün doğrusu “alıkonulmuş” şeklinde olmalıydı.

 

» Koyuvermek,koyuluvermek,koyuverilmek

   Bazı cümlelerde koyuluvermek, koyuverilmek fiillerinin  yanlış yapılandırılması anlatımı bozar.

ÖRNEK:

  Okul kapısından dışarı koyuluverenler sıkışıklığa neden oldu.

      Cümledeki “koyuluverenler” sözcüğü cümlenin anlamına uygun bir biçimde yapılandırılmadığı için anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Sözcüğün doğrusu  “koyuverilenler” şeklinde olmalıdır.

 

»   Okunması – okunulması 

    Bazı sözcüklere yapım ekinin gereksiz getirilmesi cümlenin anlamını bozduğundan anlatım bozuk-luğuna neden olmaktadır. “okunulması”  sözcüğünde olduğu gibi. Cümlenin anlamına “okunması” sözcüğü uygunken “okunulması” şeklideki gibi gereksiz yapım eki almış bir kullanım yanlıştır.   

ÖRNEK:

Kitapta yer alan bilgilerin çok dikkatli bir şekilde okunulması gerekir.

   Cümledeki “okunulması” sözcüğündeki “-ıl” ya-pım eki gereksiz kullanılmıştır. Bu şekildeki bir kullanım anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Sözcüğün doğrusu “okunması” şeklinde olmalıdır.

 

»  Boyayım-Boyayayım   

    Türkçede, istek kipiyle çekimlenmiş bazı sözcüklere istek kipi eki olan “-e” getirilmez. Bu da anlatım bozukluğuna neden olur.

ÖRNEK:

İsterse duvarın geri kalan kısmını biraz da ben boyayım.

    Cümledeki “boya-” fiiline istek kipi eki getirilmeden şahıs eki getirilmiştir. Bu da cümleye sanki  sahiplik anlamında “ben boyayım” anlamı katmıştır. Bu sebeple cümlede anlatım bozukluğu vardır. Sözcüğün doğrusu “boyayım” değil “boyayayım” şeklinde olmalıydı.

 

»  Manavlık-Manavcılık   

    Türkçede bazı sözcüklere yanlış yapım eki getirilmektedir. “manavcılık” sözcünde olduğu gibi. Çünkü “-cı” eki bir şey alıp satan anlamına gelen bir ektir. Meslek adlarına bu ekin getirilmesi yanlış olur. Çünkü meslekler alınıp satılmaz.

ÖRNEK:

Kardeşim yıllardır berbercilik yapar.

    “berber” sözcüğü bir meslek adı olduğu için bir şey alıp satan anlamına gelen  “-ci” ekinin getirilmesi yanlıştır. Sözcüğün doğrusu “berberlik” olmalıdır. Çünkü meslekler alınıp satılmaz.

 

»  Silemememiz – Silememiz

    Türkçede bazen sözcüklere getirilmesi gereken olumsuzluk eki kullanılmaz. Bu durumlarda anlatım bozukluğu meydana gelir. Bu tür sözcüklerde olumsuzluk ekinin kullanımına dikkat etmek gerekir.

ÖRNEK:

Bu çukurdan çıkamamız için merdiveni yanlarında götürmüşlerdi.

    çıkamamız” sözcüğü getirilmesi gereken olumsuzluk ekinin olmamasından dolayı sözcüğün kullanımı yanlıştır. Doğrusu “çıkamamamız” şeklinde olmalıdır.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

  Müdürümüz, “Üstün başarılarından dolayı seni bir üst bölüme atayım mı?” diye sordu

(“atayım” sözcüğü yerine “atayayım” sözcüğü getirilmelidir.)

 

  Tartışılan tasarıya kalındığı yerden bugün devam edilecek. 

(“kalındığı” sözcüğü yerine “kaldığı” sözcüğü getirilmelidir.)

 

 Sormuş olduğun bu soruları bilememiz için hiçbir sebep yok ki.

(“bilememiz” sözcüğü yerine “bilemememiz” sözcüğü getirilmelidir.)

 

  Babam marangozculuğa yıllarını vererek işin tüm inceliklerini öğrenmişti.

(“marangozculuk” sözcüğü yerine “marangozluk” sözcüğü getirilmelidir.)

 

 

 

 

8. ÇELİŞEN SÖZCÜKLERİN AYNI CÜMLE İÇERİSİNDE KULLANILMASI

 

              Bir cümlede anlamca birbiriyle çelişen sözcüklerin yer alması anlatım bozukluğuna yol açar. Bu çelişen sözcüklerden birinin cümleden çıkarılmasıyla veya sözcüklerin anlam yönünden uyumlu hale getirilmesiyle cümle düzeltilir.

      Cümlelerde genellikle kesinlik bildiren bir ifadeyle ihtimal bildiren bir ifadenin aynı cümlede yer alması anlatımı bozar. Çünkü bir yazı ya da konuşmada, birbirini tutmayan, çelişen sözler kullanılması okuyanı ve dinleyeni şaşırtır. Anlatım inandırıcılığını yitirir, karışıklığa yol açar.  Bu tür bozuk cümleler, cümlenin anlamına uygun olmayan gereksiz sözcüğün cümleden  çıkarılmasıyla düzeltilir.

 

 

                       Türkçede anlamca birbiriyle çelişen bazı sözcükler

 

■ Belki – tabii        

■ Eminim – olsa gerek    

■ Aşağı yukarı – tam                    

■ Muhakkak – sanıyorum

■ Çokluk – olurdu                       

■ Bizce – olsa gerek

■ İki yıldan çok – iki yıla yakın 

■ Kesinlikle – olsa gerek     

■ Mutlaka – olabilir

■ Tamı tamına – üç beş kişi

■ Mutlaka – olmalı

■ Kesinlikle – ümit ediyorum

■ Kuşkusuz – belki

■ Şüphesiz – olabilir

■ Eminiz – herhalde

■ Mutlaka – ihtimal

■ Tabiki – sanırım

■ Hiç kuşkusuz – biliyor olmalı

■ Kısmen – tamamen

■ Tam – üç gibi

■ Tam – iki litreye yakın
 

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

   Muhakkak ki  bize geleceğini  unuttuğunu sanıyorum. 

  (  “muhakkak” sözcüğü kesinlik anlamı bildirmektedir. Bu sözcük cümle içerisinde ihtimal anlmı taşıyan “sanıyorum” sözcüğüyle çelişmektedir.)

 

   Ola ki siz de bizimle sınavda çok iyi bir yeri kazandınız.

  ( “kazandınız”  sözcüğü kesinlik bildirdiği için ihtimal  anlamı  taşıyan “ola ki” sözcüğüyle cümle içerisinde çelişmektedir. Cümledeki anlatım bozukluğu bu sözcüğün “kazanabilirsiniz” şekline getirilmesiyle düzeltilir. )

 

   Bundan aşağı yukarı  tam beş yıl önceydi.    

(Bu cümlede kesinlik anlamı bildiren “tam” sözcüğü ile ihtimal anlamı bildiren “aşağı yukarı”  sözcüğü çelişmektedir. Bu da anlatım bozukluğuna neden olmaktadır. Cümleden “tam” sözcüğü çıkarılmalıdır. )

 

   Bu hükümet 1985’ten 1990’a kadar yaklaşık beş yıl  görevde kaldı.

   ( 1985 ile 1990 yılları arasında beş yıllık bir süre vardır. Bu süre kesinlik bildirmektedir. Bu yüzden cümlede yer alan  “yaklaşık” sözcüğü cümleyle çelişmektedir. Cümleden “yaklaşık” sözcüğünün çıkarılmalıdır.)

 

   Bize öyle geliyor ki babamın okula gelmesi-nin sebebi derslerden zayıf olmam olsa gerek.

 (   Bu cümlede “bize öyle geliyor ki” ifadesi kesin bir yargı bildirirken “olsa gerek” ifadesi ihtimal anlamı bildirdiği için çelişmektedir. Bozukluk ancak  “olsa gerek” sözcük grubunun cümleden çıkarılmasıyla düzeltilir.)

 

 

Yusuf ALTINSOY / Türk Dili ve Edb. Öğrt.          www.edebiyatname.com

 

 

 

 

9. EK YANLIŞLIKLARI

       Bir cümlede sözcüklerden birinin yanlış veya gereksiz bir ek alması anlatım bozukluğuna yol açar. Bu tür cümlelerde hangi sözcüğün hangi ekleri alması gerektiği iyi bilinmelidir. Bu şekildeki cümlelerde-ki anlatım bozukluğun giderilmesi için yanlış kullanılan ekin düzeltilmesi ve fazla olan ekin cümleden çıkarılması gerekir.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

  Demek ki gençlikte bazı şeylerin mutlaka yaşanılınması gerekiyormuş.

( Bu cümlede “yaşanılınması” sözcüğüne getirilen “-in” ekinin kullanılması anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Sözcük “yaşanılması”  şekline getirilmelidir. )

 

  Senin bu umursamamazlığın bizi her zaman küçük düşürüyor.

(   Türkçede sözcükler sadece bir tane olumsuzluk eki alır. Bu cümlede “umursamamazlığın” sözcüğüne iki tane olum-suzluk ekinin getirilmesi anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Sözcük “umursamazlığın  şekline getirilmelidir.)

 

  Mağazanın saat 22.00’den önce kapanılması gerekir.

(  Bu cümlede “kapanılması” sözcüğüne getirilen “-ıl” eki anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Sözcük “kapanması” şekline getirildiğinde yanlışlık düzeltilmiş olur.   )

 

  Belediye  işçilerinin  içme suyu problemine ilgilen-meleri halkı oldukça memnun etti.

 (  Cümlede “problemine” sözcüğüne getirilen “-ne” ekinin kullanılması anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Sözcüğe vasıta eki olan “ile” getirilmelidir. Yani sözcük  “problemiyle”  şekline getirildiğinde yanlışlık düzeltilmiş olur.)

 

  Bu kitapçıktaki sorularımın hepsi bana aittir.

 ( Cümlede “sorularımın” sözcüğüne getirilmiş olan  “-im” iyelik eki anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Çünkü cümledeki “bana” sözcüğü bu iyelik ekinin anlamını vermektedir. Sözcük “soruların”  şekline getirilmelidir. )

 

  Ormanların hızla yok olmasının sebebi bilinçsiz bir şekilde kağıt tüketmemizdendir.

(  Bu cümledeki “tüketmemizdendir” sözcüğüne getirilmiş olan ve sebep anlamı katan “-den” ayrılma hali eki anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Sözcük “tüketmemizdir”  şekline getirildiğinde yanlışlık düzeltilmiş olur. )

 

  Elektrik kesintileri, yetkililerin gerekli bakımı zamanında yapmamış olduğundan kaynaklanıyor.

(  Cümledeki “olduğundan” sözcüğüne getirilen “-duğundan” eki anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Sözcüğe bu ek yerine “-masından” ekinin getirilmesi daha uygundur. Sözcük “olmasından”  şekline getirildiğinde yanlışlık düzeltilir.)

 

 

 

 

 

10. ATASÖZÜ VE DEYİM YANLIŞLIKLARI

  

  Atasözü ve deyim yanlışlıkları cümle içerisinde iki farklı şekilde görülür:

 

a)   Atasözü ve deyimlerde sözcük değişimi   

 

      Atasözü ve deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Bu sebeple cümle içerisinde kullanılırken atasözü ve deyim içerisindeki  sözcükler eşanlamlı veya yakın anlamlı sözcüklerle asla değiştirilemezler. Eğer  herhangi bir değişiklik yapılırsa anlatım bozukluğuna yol açar.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

   Akılsız kafanın derdini ayaklar çeker.      

 ( Bu atasözündeki “baş” sözcüğü ile “kafa” söz-cüğü eş anlamlıdır. Fakat atasözleri kalıplaşmış sözler olduğu için sözcükler değiştirilemez. Bu se-beple “kafanın” sözcüğü yerine “başın” sözcüğü getirilmelidir. )

 

   Ağaç yaş iken bükülür. 

  ( Bu atasözündeki “bük-” fiili ile “eğ-” fiili eş anlamlıdır. Fakat atasözleri kalıplaşmış sözler olduğu için sözcükler değiştirilemez. Bu sebeple “bükülür” sözcüğü yerine “eğilir” sözcüğü getirilmelidir. )

 

   Yapmış olduğu hırsızlık, Selim’in tüm öğretmenlerin yüzünden düşmesine neden oldu.

 (  Bu cümledeki “yüzünden” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü deyimin aslı “yüzden düşmek” değil “gözden düşmek” tir. Deyimler kalıplaşmış sözler olduğu için sözcükler değiştirilemez. )

 

b)   Anlama uygun atasözü veya deyimin cümlede kullanılmaması     

 

      Atasözü ve deyimler, cümlelerde düşünceyi desteklemek, anlama güç kazandırmak için kullanılırlar. Cümlenin anlamına uygun olmayan atasözü veya deyimlerin kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

   Kapıdaki nöbetçi, okul bahçesinde sigara içmemizi görmezlikten gelerek bize göz açtırmamıştı.

    Bu cümlede yanlış deyim kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Çünkü “görmezden gelmek” ve “göz açtırmamak” anlamca çelişkilidir. Bu cümle için“göz açtırmamak” deyimi değil “göz yummak” deyimi daha uygundur.

 

   Bizim köyde herkes ona güvenir, her zaman onun arkasından atarlardı.

     Bu cümlede yanlış deyim kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Çünkü “ona güvenmek” ve “arkasından konuşmak” anlamca çelişmektedir. Bu cümle için“arkasından konuşmak” deyimi yerine “arkasından güzel sözler söylenirdi” ifadesi daha uygundur.

 

   Bütün zorluklara rağmen  üniversite sınavını yüzü kara çıkarak kazanmış, hepimizi  sevince boğmuştu.

     Bu cümlede yanlış deyim kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Çünkü “yüzü kara çıkmak” deyimi olumsuz bir düşünceyi ifade etmektedir. Halbuki cümlede sevinilecek bir durum söz konusudur. Bu sebeple cümlenin anlam yönünden düzelmesi için“yüzü kara çıkmak” deyimi yerine “yüzünün akıyla çıkmak” deyimi daha uygundur.

 

 

                        

11. NOKTALAMA YANLIŞLIKLARI

        

       Noktalama işaretleri, cümle içerisinde anlam karışıklığını önlemek, düşünceleri daha anlaşılır bir hale getirmek amacıyla kullanılmaktadır. Cümlelerde noktalama işaretlerinin yanlış veya gereksiz kullanımı anlatım bozukluğuna yol açar. Gereksiz olan noktalama işaretinin cümleden atılması ve yerinde kullanılmayan noktalama işaretinin doğru olarak yerine konulması ile yanlışlık giderilir.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

  Yaralı doktora baktı.

    (Bu cümlede noktalama yanlışlığından kaynaklanan bir anlatım  bozukluğu yapılmıştır. Cümlede sanki yara olan doktormuş gibi bir anlam ortaya çıkmıştır. Halbuki cümlede doktor yaralı bir kişiye bakmaktadır. “yaralı” sözcüğün-den sonra virgül işreti konulursa cümledeki yanlışlık düzeltilir.)

 

  Yaşlı çocuğa durmadan bağırıyordu.

    ( Bu cümlede noktalama yanlışlığından kaynaklanan bir anlatım  bozukluğu yapılmıştır.  Sanki çocuk yaşlıymış gibi bir anlam ortaya çıkmıştır. Hal-buki cümlede yaşlı bir kişi durmadan çocuğu bağırmaktadır.  “Yaşlı” sözcüğünden sonra virgül işreti konulursa yanlışlık düzelir.)

 

  Ölü,  çocuğu  arabadan aşağı  itti.

    ( Bu cümlede gereksiz  noktalama işareti kullanılmasından kaynaklanan bir anlatım  bozukluğu vardır. Sanki ölü bir kişi çocuğu aşağı itmiş gibi bir anlam ortaya çıkmıştır. Halbuki cümlede ölü olan bir çocuk arabadan aşağı itilmiştir.  “Ölü” sözcüğünden sonraki  virgül kaldırılırsa yanlışlık düzelir.)

 

   Köydeki toprak evin önündeki bahçeye döküldü.

    ( Bu cümlede noktalama işaretinin kullanılmamasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Eksik olan virgül (,) işareti, “toprak” sözcüğünün sanki ‘ev’ sözcüğünün sıfatıymış gibi kullanılmasına neden olmuştur. Halbuki cümle, köyden getirilen toprağın evin önündeki bahçeye döküldüğünü anlatmaktadır. Cümledeki yanlışlığı gidermek içi “toprak” sözcüğünden sonra virgül (,) getirilmelidir. )

 

 

 

 

12. MANTIK YANLIŞLIKLARI

 

        Bir kişiye, gücünün yetmediği bir işi yapamayacağını anlatmak için kurulan birleşik cümlelerde ilk olarak güçlü olan, daha sonra güçsüz olan özellik söylenir.Eğer ilk olarak güçsüz olan, daha sonra güçlü olan özellik söylenirse mantık yönünden yanlışlık yapılmış olur. Ayrıca bazı cümlelerde mantıken olamayacak bir olayın olabilecekmiş gibi verilmesi de anlatım bozukluğuna yol açar.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

   Cemil mi  bırakın kontağın nereye takılacağını, araba sürmesini bile bilmez.

    ( Bu cümlede mantık yönünden bir yanlışlık yapılmıştır. Bu tür cümlelerde birinci ifadenin güçlü bir özellik belirt-mesi gerekirken burada ikinci cümlede belirtmiştir. İkinci cümledeki ifade ile birinci cümledeki ifade yer değiştirirse bu yanlışlık düzeltilir. )

 

Elindeki zeytinyağı tenekesini terazinin üzeri-ne koyarak kaç litre geldiğine baktı.

    ( Bu cümlede mantık yönünden bir yanlışlık yapılmıştır. Çünkü terazi bize hacim ölçüsünü değil ağırlık ölçüsünü verir. Ağırlık ölçülmek isteniyorsa terazinin üzerine, hacim isteniyorsa hacim ölçen bir ölçeğin içerisine konulmalıdır.)

 

Doğumundan iki yıl önce babasını, bugün de annesini kaybederek yapayalnız kalmıştı.

    ( Bu cümlede mantık yönünden bir yanlışlık yapılmıştır. Çünkü iki yıl önce babasını kaybeden birinin doğması mümkün değildir. Bu sebeple mantık yanlışlığı yapılmıştır. Bu tür cümlelerde bazen annenin doğumdan önce öldüğü verilebilir. Bu da bir mantık yanlışlığıdır. Çünkü anne doğum yapmadan ölemez.   )

 

Karşısında Çağdaş’ı gören okul müdürü, tatilden  döndün mü diye sordu.

    ( Cümlede mantık yanlışlığından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Çünkü okul müdürü, karşısında Çağdaş’ı görüyorsa zaten Çağdaş gittiği yerden gelmiştir. Çağdaş gelmeseydi müdürün önünde olmazdı.  )

 

 

 

 

 

13. TAMLAMA YANLIŞLIKLARI

      Cümlelerde çok sık rastlanılan anlatım bozukluklarından biri de tamlama yanlışlığıdır. Tamlamalar-dan  kaynaklanan  yanlışlıklar  cümlelerde çeşitli şekillerde görülür:

 

  a)  İsim tamlaması yapılırken özellikle belirtili isim tamlaması ve belirtisiz isim tamlaması iyelik eki almak zorundadır.  ( Örnek: Türkçe kitabı, Oku-lun bahçesi ) Sıfat tamlamaları yapılırken herhangi bir ek alma zorunluluğu yoktur. (Örnek: Kırmızı kalem, Uzun yol ) İşte isim tamlamasıyla sıfat tamlama-sının bir bağlaçla bir arada kullanıldığı cümlelerde anlatım bozukluğu oluşmaktadır.

 

 ÖRNEK:

     “Bu cümledeki  işaret ve belgisiz sıfatları bulmak çok  zor oldu.”

 

     işaret sıfatı: İsim tamlaması, belgisiz sıfat: Sıfat tamlaması olduğu için tamamlalar uyuşmamaktadır. Bu da anlatım bozukluğuna neden olmuştur.

 

  b)  Birden çok adı niteleyen sıfatlarla kurulan tamlamalardaki uyumsuzluk anlatım bozukluğuna neden olur..

 

ÖRNEK:

    “Seninle karşılıklı anlayış ve birlik içerisinde olursak tüm sorunları hallederiz.”

 

   “karşılıklı anlayış”  doğru bir sıfat tamlaması oluştururken “karşılıklı birlik” doğru bir tamlama oluşturmamaktadır. Bundan dolayı  tamlamalarda uyumsuzluk söz konusudur.

 

  c)   İsim tamlamalarında tamlayan ya da tamlananın eksik olması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

  ÖRNEK:

 “ İlişkimize bir anlam veremiyor, yine de bu şekilde devam etmesini istiyordu.”

 

    İkinci cümledeki “devam etmesini” tamlananının tamlayanı olan “ilişkimizin”  sözcüğü cümlede verilmediği için cümle bozuk olmuştur.

 

  d)   İsimlere çoğul anlamı veren sıfatlarla oluşturulmuş tamlamalarda ismin tekrar çoğul eki alması anlatım bozukluğuna yol açar. 

 

ÖRNEK:

“ Senin bu söylediklerini birçok insanlar maalesef kabul etmiyor. ”

 

    Cümledeki “birçok” sıfatı “insan” sözcüğüne çokluk anlamı katmaktadır. Bu sözcüğe yeniden “-lar” çoğul ekinin geti-rilmesi anlatım bozukluna neden olmuştur. Cümleden ya  “birçok” sözcüğü ya da “-lar” eki atılarak yanlışlık düzeltilir.

 

 

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

   Bakıcı kadın, çocuğuna iyi bakmak  için ne zorluklara katlanıyordu.

      Bu cümlede “çocuk” bakıcı kadına mı yoksa başka birine mi ait belli değil. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak için eksik olan “tamlayanın” cümlede kullanılması gerekir.

 

   Bu yasadan  özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacakmış.

        Bu cümledeki tamlamalarda tamlayanlarda bir ortaklık söz konusudur. “kamu kuruluşları”  belirtisiz isim tamla-ması olduğu için doğru bir tamlama oluştururken “özel kuruluşlar” sıfat tamlaması olduğu için cümlede doğru bir tamlama oluşturmamaktadır. Çünkü sıfat tamlamasında iyelik ekine gerek yoktur. Bu da gösteriyor ki “kuruluşlarında” tamlananı her iki tamlayanla aynı anda uyuşmamaktadır. “özel kuruluşlar” tamlamasının cümlede yer almasıyla cümledeki bozukluk giderilir.

 

  Bu, benim ve senin yapabileceğin bir işti.

      Bu cümledeki tamlamaların tamlananları ortaktır. Fakat “senin yapabileceğin”  doğru bir tamlama oluştururken “benim yapabileceğin” doğru bir tamlama oluşturmamaktadır. Bu tamlamanın doğrusu olan  “benim yapabileceğim”in cümlede kullanılmasıyla anlatım bozukluğu giderilir.

 

   Toplantıda arkadaşların birçok düşünceleri hiç dikkate alınmadı.

     Bu cümlede yer alan  “birçok düşünceleri”  tamlamasında “birçok” sözcüğü  tamlamaya zaten çoğul anlamı katmaktadır. Bu sebeple “-ler”  eki fazladır. Tamlama “birçok düşüncesi” şeklinde düzeltilmelidir.

 

 

 

14. ANLAM BELİRSİZLİĞİ

 

        Cümle içerisinde bazen işi yapan öznenin yani zamirlerin karıştırıldığı olur. Bu tür cümlelerde genellikle işi yapanın “sen” mi yoksa “o” mu olduğu bilinmez. Bunun sebebi, cümlenin her iki şahıs için de uygun olmasıdır. Cümlede bir sözcüğün üzerinde tamlanan eki olan iyelik eki varsa o sözcüğün tamlayanını cümle içerisinden bulup cümlenin anlamına uyup uymadığına bakılır. Eğer bir tamlayanda bir belirsizlik varsa anlatım bozukluğu var demektir.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

  Ayşe, günlerdir kendisini takip eden Ali’yi babasına şikayet etti.

    Bu cümlede Ayşe  Ali’yi acaba kendi babasına mı, yoksa Ali’ nin babasına mı şikayet etmiştir belli değil. Bu anlam belirsizliğinden dolayı cümlede anlatım bozukluğu vardır. Cümledeki bu anlam belirsizliğinin giderilmesiyle  bozukluk düzeltilmiş olur.

 

  Öğretmenimiz öğle arasında Münir’i  evine götürdü.

       Bu cümlede anlam belirsizliği vardır. Çünkü öğretmen Münir’i acaba kendi evine mi, yoksa Münir’in evine mi götürmüştür belli değil. Bu anlam belirsizliğinden dolayı cümlede anlatım bozukluğu vardır.

 

  Sınavda başarılı olduğunu kimseye söyle-memiş.

        Bu cümledeki anlam belirsizliği, sınavda kimin başarılı olduğunun belli olmamasındandır. Yani cümlede “senin başarılı olduğunu”  mu, yoksa “onun başarılı olduğunu” mu  kimseye söylememiş belli değil. Bu anlam belirsizliğinden dolayı cümlede anlatım bozukluğu vardır.

 

  Evinin ne kadar güzel bir yerde olduğunu anlata anlata bitiremiyordu.

       Bu cümledeki anlam belirsizliği, evin kime ait olduğunun belli olmamasındandır. Yani cümlede belirtilen ev “senin”  mi  yoksa “onun”  mu belli değil. Bu anlam belirsizliğinden dolayı cümlede anlatım bozukluğu vardır.

 

 

 

 

 

15. BAĞLAÇLARIN YANLIŞ KULLANILMASI

        Türkçede “fakat, ama, lakin…” gibi bağlaçlar genellikle bir önceki cümlenin karşıtı bir düşünceyi veya birinci cümledeki düşünce ile ilgili bir şartı  ifade eder.  “çünkü” bağlacı bir önceki cümleyi açıkla-yıcı niteliktedir. “ve” bağlacı bir önceki cümle ile aynı doğrultuda bir düşünceyi ifade eder. Bağlaçların bu açıklamalar dışında kullanımı anlatım bozukluğuna yol açar. Örneğin, “ve” veya “fakat” bağlacından sonra eğer bir açıklama cümlesi gelirse anlatım bozukluğu meydana gelir.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

   Bizimle okula kadar geldi; fakat derse girdi.

       Bu cümledeki “fakat” bağlacı yanlış kullanılmıştır. Çünkü “fakat” bağlacı bir önceki cümlenin karşıtı bir düşünceyi veya birinci cümledeki düşünce ile ilgili bir şartı  ifade eder. Fakat bu cümlelerde bir karşıtlık yoktur. Tam tersine aynı doğrultuda bir anlam ifade edilmiştir. “fakat” bağlacı yerine “ve” bağlacı kullanılırsa yanlışlık düzeltilmiş olur.

 

   Komşularını çok seviyor; üstelik bütün zor günlerinde yardıma hep onlar koşmuştur.

       Bu cümledeki “üstelik” bağlacı yanlış kullanılmıştır. Çünkü “üstelik” bağlacı bir önceki cümleyle aynı doğrultuda bir düşünceyi pekiştirmek için kullanılır. Fakat bu cümlelerde böyle bir şey yoktur. Tam tersine bir açıklama yapılmıştır.  “üstelik” bağlacı yerine “çünkü” bağlacı kullanılırsa yanlışlık düzeltilmiş olur.

 

 

 

 

 

YANLIŞ YAPILAN KARŞILAŞTIRMALAR

 

    İki varlığın veya iki değerin karşılaştırıldığı cümlelerde bazen yanlışlık yapılmaktadır. Bu tür cümlelerde nelerin karşılaştırıldığına çok iyi dikkat etmek gerekir. Aynı olmayan varlık veya değerlerin karşılaştırılması anlatım bozukluğuna yol açmaktadır.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

   Ben mesleğimi kardeşimden çok severim.

      Bu cümlede “meslek” ile “kardeş” karşılaştırılmaktadır. Halbuki “meslek” ile “kardeş” aynı değerde var-lıklar değildir. Bu sebeple bir anlatım bozukluğu yapılmıştır. Cümle, “Ben mesleğimi, kardeşimin mesleğini sevdiğinden daha çok severim.” olmalıydı.  

 

   Ayşe, elmayı senden çok seviyor.

      Bu cümlede “elma” ile “sen” karşılaştırılmaktadır. Halbuki “elma” ile “sen” aynı değerde varlıklar değildir. Bu sebeple bir anlatım bozukluğu yapılmıştır. Cümle, “Ayşe, elmayı senin elma sevdiğinden daha çok seviyor.” olmalıydı.  

 

 

 

YANLIŞ YAPILAN BENZETMELER

 

        Türkçede bazı değerler, birtakım varlıkların özellikleri dikkate alınarak benzetme yoluyla anlatılır. Bu benzetmeler toplum tarafından bilinen ve kabul görmüş olan benzetmelerdir. Sadece o varlığın bir özelliğinden dolayı özdeşleşmiş olan bu benzetmeler, başka varlıklar için kullanılırsa anlatım bozukluğu yapılmış olur. Bu tür yanlışlıkları ancak varlıklarla özdeş olan bu özelliklerin bilinmesiyle düzeltilir.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

   Çamaşırlar, yeni alınan bu makine sayesinde pamuk gibi bembeyaz oldu.

       Bu cümlede yanlış yapılan benzetmeden dolayı bir anlatım bozukluğu vardır. Çünkü beyazlığın ölçüsü “pamuk” ile değil “kar” ile anlatılır. Bu sebeple benzetme,  “pamuk gibi bembeyaz” değil “kar gibi bembeyaz” olmalıydı.

 

   Annemin köyden getirdiği yastık yün gibi yumuşaktı.

       Yumuşaklığın ölçüsü “yün” ile değil “pamuk” ile anlatılır. Bu sebeple yanlış benzetmeden dolayı bir anlatım bozukluğu söz konusudur. Benzetme “yün gibi yumuşak” değil “pamuk gibi yumuşak” olmalıydı.

 

   Senin çocuk kurt gibi kurnaz.

       Kurnazlığın ölçüsü “kurt” ile değil “tilki” ile anlatılır. Bu sebeple yanlış benzetmeden dolayı bir anlatım bozukluğu söz konusudur. Benzetme “kurt gibi kurnaz” değil “tilki gibi kurnaz” olmalıydı.

 

 

 

16. YÜKLEM YANLIŞLIKLARI

 

         Yüklem yanlışlıkları, cümlelerde farklı şekillerde görülür:

 

a) Yüklem eksikliği

 

     İki cümlenin bir araya gelmesi ile oluşan sıralı ve bağlı cümlelerde cümlelerin yüklemleri ortak ise ikinci cümlenin yükleminin birinci cümlenin yüklemiyle hem anlam, hem de kip ekleri yönünden uyumlu olması gerekir. Uyumlu değil ise anlatım bozukluğuna neden olur.

 

ÖRNEK:

 

   Matematik dersini az, edebiyat dersini de hiç sevmem.

          Bu cümle, yüklemleri ortak sıralı bağımlı bir  cümledir. Bu durumda “sevmem”  sözcüğü her iki cümlenin de  ortak yüklemi olması gerekir. Halbuki birinci cümle olumlu, ikinci cümle olumsuzdur. Bu durumda cümlenin anlamı bozulmaktadır. Cümle “Matematik dersini az severim, edebiyat dersini de hiç sevmem.” şeklinde düzeltilmelidir.

 

ÖRNEK:

 

  Tarih sorularını ben, coğrafya sorularını kardeşim çözdü.

     Bu cümle, yüklemleri ortak sıralı bağımlı bir  cümledir. “çözdü” sözcüğü her iki cümlenin de ortak yüklemidir. Fakat “çözdü” sözcüğü kip ve şahıs olarak  birinci cümle ile uyumlu değildir. Bu anlatım bozukluğuna neden olmaktadır. “ben” sözcüğünden sonra “çözdüm” getirilerek cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

b) Etken ve edilgen çatılı fiillerin bir arada bulunması

 

     Sıralı ve bağlı cümlelerde etken ve edilgen çatılı fiillerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar. Bu tür bozukluklar fillerin çatı yönünden uyumlu hale getirilmesiyle düzeltilir.

 

ÖRNEK:

 

   Yarınki Aksarayspor maçını izlemek için yola çıktığında yanına bol para alınmalıdır.

     Cümlenin öznesi “sen sözcüdür. İşi yapan belli ise cümlede edilgen fiil kullanılmamalıdır. Yan cümlenin yüklemi olan “çıktığında” sözcüğü köken olarak etken bir fiildir. Asıl yüklem olan “al-” fiili “-ın” eki aldığı için “alınmalıdır” biçimiyle edilgendir. İşte bu uyumsuzluk anlatım bozukluğuna neden olmaktadır. “alınmalıdır” fiili etken yapılarak, yani “almalısın” şekline getirilerek yanlışlık düzeltilir.

 

 

ÖRNEK:

 

   Sabah erkenden yola çıkılıp, vakit geçirmeden kaza yerine ulaşmalısınız.

    Yan cümlenin yüklemi olan “çıkılıp” sözcüğü edilgen çatılı fiildir. Cümlenin asıl yüklemi olan “ulaşmalısınız” fiili etken çatılı fiildir. İşte bu fiiller arasındaki uyumsuzluk anlatım bozukluğuna neden olmaktadır. “çıkılıp” fiili etken yapılarak, yani “çıkıp” şekline getirilirse cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

c)  Farklı sözcüklerin aynı fiilimsiye  bağlanması

 

     Türkçede bazen birçok sözcük bir fiilimsiye bağlanır. Fakat bazen bu fiilimsiler uyuşmaz. Çün-kü her eylemin yapılış şekli farklıdır. Bu sebeple her zaman cümle içerisindeki birden fazla sözcüğün bir fiilimsiye bağlanarak bir anlam ifade etmesi beklenemez. Böyle durumlarda anlatım bozukluğu ortaya çıkabilir.

 

ÖRNEK:

 

   Yıllarca senin o güzel kadife sesine ve nur yüzüne dokunmayı  hayal etmişimdir.

     Cümledeki “ses” ve “yüz” sözcüğü “dokunmayı” fiilimsisine bağlanmıştır. Fakat yüze dokunulurken sese dokunulma-maktadır. Bu sebeple anlatım bozukluğu oluşmuştur. “sesine”  sözcüğü “sesini” yapılıp “duymayı” fiilimsisi eklenirse cüm- ledeki yanlışlık düzeltilir.

 

ÖRNEK:

 

   Her Müslümanın mutlaka hem Ramazan ayında orucunu, hem de günde beş vakit namazını kılması gerekir.

    Cümledeki “oruç” ve “namaz” sözcüğü “kılmayı” fiilimsisine bağlanmıştır. Fakat namaz kılınırken oruç kılınmamak-tadır. Çünkü oruç tutulur. Bu sebeple anlatım bozukluğu oluşmuştur. “orucunu”  sözcüğünden sonra “tutmayı” fiilimsisi geti-rilerek cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

d)   Ek-fiilin ortak kullanılması

 

    İsim cümleleriyle oluşan sıralı cümlelerde bazen birinci cümlede ek-fiil kullanılmaz. Bu durumda ikinci cümlenin ek-fiili birinci cümlenin ek-fiili ile ortaktır. Fakat bazen bu ek-fiiller birbiriyle uyuş-maz. Bu da anlatım bozukluna neden olur. Bu tür bozukluklar ek-fiillerin uyumlu hale getirilmesiyle düzeltilir.

 

 

 

ÖRNEK:                                                                                                  www.edebiyatname.com

 

   Yapmış olduğu yeniliklerde  ısrarcı, ama inatçı değildi.

 

      Bu sıralı cümlede, yüklemlerin üzerindeki ek-fiiller ortaktır. Bu durumda “değildi”  sözcüğünün her iki cümlenin yüklemi olumsuzlaştıracak şekilde ortak kullanılması gerekir. Halbuki burada birinci cümle olumlu, ikinci cümle olumsuzdur. Bu durumda ek-fiiller uyuşmamaktadır. Bu uyumsuzluk anlatım bozukluğuna neden olmaktadır. Cümle, “ısrarcı” sözcüğü “ısrarcıydı” yapılarak düzeltilir.

 

ÖRNEK:

 

   Fabrikanın çalışma ortamı çok güzel, fakat  yemekleri güzel değildi.

      Bu sıralı cümlede, yüklemlerin ek-fiiller ortaktır. Bu durumda “değildi”  sözcüğü, birinci cümleyi de olumsuzlaştır-maktadır. Halbuki birinci cümle olumlu, ikinci cümle olumsuzdur. Bu durumda cümlenin anlamı bozulmaktadır. “güzel” sözcüğü “güzeldi” olmalıdır.

 

e)    Fiilimsinin  kullanılmaması

 

       Cümlelerde bazen kullanılması gereken fiilim-sinin kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

ÖRNEK:

   Bu kitap, öğrencilerin sınava hazırlanırken ağırlıklı olarak hangi konuları bilmelerini anlatılıyor.

        Bu cümlede fiilimsi kullanılmamasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. “bilmelerini” sözcüğü “bilmeleri” yapılıp bu sözcükten sonra “gerektiğini” getirilerek cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

 

f)    ne … ne bağlacının bulunduğu cümlelerde yüklemin olumsuzluk eki alması

 

     “ne … ne” bağlacı cümleye olumsuzluk anlamı katar. Eğer cümlede “ne…ne” bağlacı varsa yükle-min olumsuzluk ekini almasına gerek yoktur. “ne…ne” bağlacına rağmen yükleme olumsuzluk eki getirilirse anlatım bozukluğu medyana gelir.

 

ÖRNEK:

   Sınavlara çalışırken ne sinemaya ne de tiyatroya gitme.

      “ne … ne” bağlacı cümleye olumsuzluk anlamı katmıştır. Yani cümlede “Sınava çalışırken sinemaya ve tiyatroya gitme” demek istemiştir.  “ne…ne” bağlacının cümlede yer almasına rağmen yükleme olumsuzluk eki getirilmesi anlatım bozukluğuna neden olmuştur.Yüklem olumlu, yani “git” yapılarak cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

 

ÖRNEK:

   Almanya’ya gideli ne bir selam ne de bir mektup göndermedi.

       “ne … ne” bağlacı cümleye olumsuzluk anlamı kattığı için yükleme getirilen olumsuzluk eki gereksizdir. Yüklem olumlu, yani “gönderdi” yapılarak yanlışlık düzeltilir.

 

g)   Yardımcı  fiilin  kullanılmaması

     Cümlelerde bazen birden fazla isim “etmek, eylemek, olmak” gibi yardımcı fiillerden birine bağlanabilir. Türkçede her isim aynı yardımcı fiile bağlanmadığı için bazen bu yardımcı fiiller ek veya anlam yönünden uyuşmayabilir. Bu durumda cüm-lede anlatım bozukluğu meydana gelir.

 

ÖRNEK:

   Kurumumuza alacağımız her elemanı  zeki ve tembel olmayanlardan seçtik.

       Cümledeki “zeki” sözcüğü ile “tembel” söz-cüğü “olmak”  yardımcı fiiline bağlanmıştır. Fakat “zeki” sözcüğü “olmayan” yardımcı fiiliyle uyuşmamaktadır.  Bu durum anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Bu yanlışlık “zeki” sözcü-ğünden sonra “olan”  getirilerek düzeltilir.

 

ÖRNEK:

   Osmanlıdan kalan eserler, ilgisizlik  yüzünden tahrip ve yıkılarak yok oldular.

       Cümledeki “tahrip” sözcüğünden sonra geti-rilmesi gereken yardımcı fiilin cümlede olmayışı anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Yanlışlık “tahrip” sözcüğünden sonra “edilerek” getirilerek düzeltilir.

 

h)   Gereksiz kip ve kişi eklerinin kullanımı

 

      Sıralı ve bağlı cümlelerde kip ve şahıs ekleri ortak ise her iki yüklemde de ortak olan kip şahıs ek-lerinin kullanımı anlatım bozukluğuna yol açar.

 

ÖRNEK:

   Sınavda sorulan sorular çok zordu, üstelik çeldiriciydi.

       Cümledeki kip ve şahıs ekleri ortak olduğu için “zordu” ve “çeldiriciydi” yüklemlerinin her ikisinde de aynı kipin bulunması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Cümle, “zordu” sözcüğündeki kip eki atılarak yani  zor” şekline getirilerek düzeltilir.

 

ÖRNEK:

   Komşunun bahçesinden meyve çalmıştık, birlikte onları afiyetle yemiştik.

     Cümledeki kip ve şahıs ekleri ortak olduğu için “çalmıştık” ve “yemiştik” yüklemlerinin her ikisinde de aynı kipin    (-tık) bulunması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Cümle, “çalmıştık” sözcüğündeki kip ve şahıs eki atılarak yani  çalmış” şekline getirilerek düzeltilir.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

   Oyun bittikten sonra ben kendi evime, Ayşe kendi evine gitmişti.

      Yüklemleri ortak sıralı bağımlı bu cümlede “gitmişti” sözcüğü her iki cümlenin de yüklemidir. Fakat “gitmişti” sözcüğü kip ve şahıs olarak  birinci cümle ile uyumlu değildir. Bu uymsuzluk, “evime” sözcüğünden sonra “gittim” getirilerek giderilir.

 

   Ayhan ile Turan bize gelerek, birlikte ders çalışacaktık.

      Bu cümle, yüklemin üzerindeki kip ve şahıs ekleri ortak sıralı bağımlı bir  cümledir. Fakat birinci cümlenin yükle-mindeki kip ve şahıs ekleri ikinci cümlenin yüklemiyle hem kip hem de şahıs yönünden uyuşmamaktadır. “gelerek” sözcüğü gelecek” yapılarak yanlışlık düzeltilir.

 

  Bütünkonuların özetini çıkarılıp, daha son-ra yeniden çalışmak için bilgisayara kaydetti.  

      Yan cümlenin yüklemi olan “çıkarılıp” sözcüğü edilgen çatılı fiildir. Cümlenin asıl yüklemi olan “kaydetti” fiili etken çatılı fiildir. İşte bu uyumsuzluk anlatım bozukluğuna neden olmaktadır. Cümlede “çıkarılıp” fiili etken yapılarak, yani “çıkarıp” şekline getirilerek yanlışlık düzeltilir.     

 

   Bütün bir yıl boyunca ders çalışmışsa da  kazanmak içi sınavdan yeterli puan alınamamıştır.

    Cümlenin öznesi “sen” sözcüdür. İşi yapan belli ise cümlede edilgen fiil kullanılmamalıdır. Yan cümlenin yüklemi olan “çalışmışsa” sözcüğü köken olarak etken bir fiildir. Asıl yüklem olan “al-” fiili “-ın” eki alarak edilgen olmuştur. İşte bu uyumsuzluk anlatım bozukluğuna neden olmuştur. “alınamamıştır” fiili etken yapılarak, yani “alamamıştır” şekline getirilerek yanlışlık düzeltilir.

 

 

 

 

 

17. ÖZNE YANLIŞLIKLARI

 

       Türkçede özne ile ilgili yanlışlıklar ikiye ayrılır:        

 

a)   Cümlede öznenin bulunmaması

 

      Sıralı cümlelerde özne bazen her iki cümlenin de ortak öznesi olabilir. Yani her iki cümledeki eylemi gerçekleştiren şahıslar aynı kişi olabilir. İşte bu sıralı cümledeki ortak öznenin cümlelerden biriyle uyuşmaması anlatım bozukluğuna yol açar.

 

ÖRNEKLER :                                                                                            

 

   Hiç kimse yazılıya çalışmıyor, aksine gürültü ediyordu.     

 

      Bu cümle özneleri ortak sıralı bağımlı bir cümledir. Fakat “hiç kimse” sözcüğü birinci cümlenin  öznesi iken ikinci cümlenin öznesi olmamaktadır. İkinci cümlenin yüklemine “kim” diye sorduğumuzda cevap “herkes” olmaktadır. O halde ikinci cümleye “herkes” sözcüğü özne olarak getirilirse yanlışlık düzelir.

     

   Babamın dişi şişmiş, doğru dürüst yemek yiyememişti.

 

       Bu cümle sıralı bir cümledir. Birinci cümlenin yüklemi “şişmiş”, ikinci cümlenin yüklemi “yiyemiyordu” sözcükleridir. Bu iki yüklemin öznesi uyuşmamaktadır. Çünkü birinci cümlenin öznesi “babamın dişi” iken ikinci cümlenin öznesi “babam” veya “o” sözcüğüdür. Bu sebeple cümle bozuktur.

 

b)   Özne olmayacak bir sözcüğün cümlede özne gibi kullanılması

 

      Cümlede özne yalın halde bulunur. Yani özneler isim hal (durum) eklerini almazlar. İsim hal (durum) eklerini alan sözcük cümlede başka bir öğe olarak görev alır. İşte isim hal eklerinden birini alarak cümlede görev alan sözcükler anlatım bozukluğuna yol açar.

 

 

ÖRNEKLER :

 

   Sizin  söylediğiniz  konu  ile  ilgili  örnekleri saymakla  bitmez.

     

      Bu cümlede özneyi bulmak için yükleme sorulan “bitmeyen ne” sorusuna aldığımız cevap,  sizin  söylediğiniz  konu  ile  ilgili örnekler” sözcük grubudur. Halbuki cümlede “sizin  söylediğiniz  konu  ile  ilgili örnekler” sözcük grubu ismin belirtme hali ekini almıştır. Yani “sizin  söylediğiniz  konu  ile  ilgili örnekleri” sözcük grubu özne olamaz. Bu sebeple anlatım bozukluğu oluşmuştur.

 

     İnsan sağlığına zararlı otları bu yörede ye-tişmektedir.

       Bu cümlede özneyi bulmak için yükleme sorulan “yetişen ne” sorusuna aldığımız cevap,  insan sağlığına zararlı otlar” sözcük grubudur. Halbuki cümlede “insan sağlığına zararlı otlar” sözcük grubu ismin belirtme hali “-ı” ekini almıştır. Yani “insan sağlığına zararlı otları” sözcük grubu özne olamaz. Bu sebeple anlatım bozukluğu oluşmuştur.

www.edebiyatname.com

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

   Tablonun kırılan çerçevesi yapıldı, duvardaki yerine takıldı.

       Bu cümle sıralı bir cümledir. Birinci cümlenin yüklemi olan “yapıldı”, ikinci cümlenin yüklemi olan “takıldı” sözcükleri öznesi yönünden uyuşma-maktadır. Çünkü birinci cümlenin öznesi “tablonun kırılan çerçevesi” iken, ikinci cümlenin öznesi “tablo” sözcüğüdür. Fakat “tablo” sözcüğü cümlede verilmemiş. Bu sebeple cümle bozuktur. “tablo” sözcüğü ikinci cümleye getirilerek cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

   Öğrencilere “Ders çalışın” dense, nedense her  zaman çileden çıkar. 

       Bu cümle, sıralı bir cümledir. Fakat her iki cümle için özne olarak “ders çalışın” sözcük grubu uyuşmamaktadır. Birinci cümlenin öznesi “ders çalışın” iken , ikinci cümlenin öznesi “öğrenciler” veya “onlar” sözcüğüdür. Fakat ikinci cümlenin öznesi cümlede  verilmemiş. Bu sebeple cümlede anlatım bozukluğu oluşmuştur.

 

   Yazmış olduğunuz kitapları zevkle okuyorum, günümüz gençliğine yön verecektir.

       Bu cümle, sıralı bir cümledir.  İkinci cümlenin öznesi olan “yazmış olduğunuz kitaplar” sözcük grubu cümlede bulunmamaktadır. Bu sebeple cümlede anlatım bozukluğu oluşmuştur. İkinci cümleye “Yazmış olduğunuz kitaplar” sözcük grubu veya “onlar” getirilerek cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

 

 

 

18. ÖZNE – YÜKLEM UYUMSUZLUKLARI

            Özne ve yüklem uyumu ile ilgili anlatım bozuklukları  tekillik-çoğulluk, kişi, çatı ve olumluluk-olumsuzluk yönünde meydana gelen uyumsuzluklardır. Bu tür yanlışlıklar özne ile yüklemin kişi, çatı ve olumluluk yönünden uyumlu hale getirilmesiyle düzeltilir.

 

 

ÖZNELERE GETİRİLMESİ GEREKEN YÜKLEMLERİN DOĞRU ŞEKİLLERİ

  

Özne tekilse ................... Yüklem tekil  olur

 

»  Sen de bizimle çarşıya gelebilirsin.  (Özne tekil olduğu için yüklem de tekil olmuştur. )                          

 

»   Ahmet yarın bize gelecek.  (Özne tekil olduğu için yüklem de tekil olmuştur. ) 

 

 

Özne çoğulsa ................... Yüklem çoğul  olur

  

»  Onlar bizimle köye gidecek.(Özne çoğul olduğu için yüklemin de çoğul olması gerekirdi. Bu sebeple yüklem “gidecek” değil  “gidecekler” olmalıdır. )                                    

 

»   Siz mutlaka bu filmi izlemelisiniz.   (Özne çoğul olduğu için yüklem de çoğul olmuştur. )

 

 

Birden çok sözcük özne ise ................... Yüklem çoğul olur

 

»  Ben, Kübra ve Ayhan sürekli ders çalışıyor.   ( Bu cümlenin öznesi birden fazla kişiden oluştuğu için ayrıca  içerisinde “ben” olduğu için yüklemin birinci çoğul kişiye göre çekimlenmesi gerekirdi. Yüklem “çalışıyor”  değil “çalışıyoruz” olmalıydı. )

 

»  O, Ayşe ve Fatma haftaya tatile gidecek.   ( Bu cümlenin öznesi birden fazla kişiden oluştuğu için, içerisinde  “o” üçüncü tekil kişi olduğu için yüklemin üçüncü çoğul kişiye göre çekimlenmesi gerekirdi. Bu sebeple yüklem “gidecek”  değil “gidecekler” olmalıdır. )

 

 

Özne tekilse ................... Yüklem tekil  olur

»  Sen de bizimle çarşıya gelebilirsin.  (Özne tekil olduğu için yüklem de tekil olmuştur. )                          

»   Ahmet yarın bize gelecek.  (Özne tekil olduğu için yüklem de tekil olmuştur. )   

 

 Özne çoğulsa ................... Yüklem çoğul  olur

»  Onlar bizimle köye gidecek.(Özne çoğul olduğu için yüklemin de çoğul olması gerekirdi. Bu sebeple yüklem “gidecek” değil  “gidecekler” olmalıdır. )                                    

»   Siz mutlaka bu filmi izlemelisiniz.   (Özne çoğul olduğu için yüklem de çoğul olmuştur. )          

 

Birden çok sözcük özne ise ................... Yüklem çoğul olur

»  Ben, Kübra ve Ayhan sürekli ders çalışıyor.   ( Bu cümlenin öznesi birden fazla kişiden oluştuğu için ayrıca  içerisinde “ben” olduğu için yüklemin birinci çoğul kişiye göre çekimlenmesi gerekirdi. Yüklem “çalışıyor”  değil “çalışıyoruz” olmalıydı. )

»  O, Ayşe ve Fatma haftaya tatile gidecek.   ( Bu cümlenin öznesi birden fazla kişiden oluştuğu için, içerisinde  “o” üçüncü tekil kişi olduğu için yüklemin üçüncü çoğul kişiye göre çekimlenmesi gerekirdi. Bu sebeple yüklem “gidecek”  değil “gidecekler” olmalıdır. )

 

 Tekil veya çoğul kişi zamirleri ise ................... Yüklem birinci çoğul kişi olur

 

»  Sen, ben ve o  bu sınavı çok iyi hazırlandı.( Cümlenin öznesi birden fazla kişi zamirinden oluştuğu için ve bu kişilerin içerisinde “ben” olduğu için yüklem birinci çoğul kişiye göre çekimlenmesi gerekirdi. Yani yüklem “hazırlandı” değil “hazırlandık” olmalıydı. )     

» Biz, siz ve onlar bu işi başaracaklar.  (Cümlenin öznesi birden fazla kişi zamirinden oluştuğu için ve bu kişilerin içerisinde “biz” olduğu için yüklemin birinci çoğul kişiye göre çekimlenmesi gerekirdi. Yani yüklem “başaracaklar” değil “başaracağız” olmalıydı. )

 

Organ ve zaman adları çoğul özne bile olsa ................... Yüklem tekil olur

»  Küçük çocuğun gözleri iki yıldır görmüyorlardı.(Özne çoğul bir organ adıyla oluştuğu için yüklemin tekil olması gerekirdi. Yani yüklem “görmüyorlardı” değil “görmüyordu” olmalıydı.

»  Saatler sanki birer kağnı gibi yavaş yavaş ilerliyorlardı.  (Özne çoğul bir zaman adıyla oluştuğu için yüklemin tekil olması gerekirdi. Yani yüklem “ilerliyorlardı” değil “ilerliyordu” olmalıydı.

  

Topluluk ve sayı adlarından kurulmuş tamlamalar özne ise ................... Yüklem tekil olur

 »  Halk, eğlence için Hükümet Meydanında toplanmışlardı.            ( Özne bir topluluk adından oluştuğu için yüklemin tekil olması gerekirdi. Yani yüklem “toplanmışlardı” değil “toplanmıştı” olmalıydı. )

 »  Beş altı kişi bu ağır taşı zor kaldırırlar.  ( Özne sayı adlarından kurulmuş çoğul bir tamlama olduğu için yüklemin tekil olması gerekirdi. Yani yüklem “kaldırırlardı” değil “kaldırır” olmalıydı. )

   

KONU  İLE  İLGİLİ  ÖNEMLİ  NOTLAR

 

 

NOT 1 : Özne birinci tekil kişi olmasına karşın övünmek, küçümsemek, veya alçakgönüllülük göstermek

amacı ile cümle kurulmuş ise  “ben” yerine “biz” kullanılır.

 

»   Biz sözümüze sahip çıkarız.( Bu cümlede sözü söyleyen bir kişi olmasına rağmen övünmek için çoğul adına konuşmuştur. Bu sebeple yüklem de özneye uyarak çoğul olmuştur. )

 

NOT 2 : Özne tekil kişi olmasına rağmen  saygı, incelik, amacıyla cümle kurulursa “sen” yerine “siz”

kullanılır  ve yüklem de özneye uyarak ikinci çoğul kişi olur.

 

»   Siz benimle bu şeklide asla konuşamazsınız.( Bu cümlede iki kişi arasında makam veya samimiyetlik yönünden belirli bir mesafe olduğu için saygı ve incelik belirtmek için “sen” yerine “siz” sözcüğü kullanıl-mıştır. Yüklem de buna uyarak  ikinci çoğul şahısa göre çekimlenir.)

 

NOT 3 :  Bir topluluğun sözcüsü sıfatıyla konuşulurken saygı ve yüceltme anlamında özne birinci çoğul  kişi olarak kullanılabilir. Bu durumda yüklem de özneye uyar.

 

 »    Sayın cumhurbaşkanımız salona girdiler.  ( Cümlede özne olan “cumhurbaşkanı” tekildir. Saygı ve yüceltmeden dolayı çoğul yapılmıştır. Yüklem de özneye uymuştur. )

                                                                          www.edebiyatname.com

 

19. NESNE YANLIŞLIKLARI

 

       Sıralı bağımlı cümlelerde her iki cümlenin öğeleri birbirleriyle uyumlu olmalıdır. Birinci cümlenin nesnesinin ikinci cümlenin  nesnesiyle uyuşmaması durumunda anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Yani birinci cümlenin yüklemine “neyi, kimi” sorularını sorduğumuzda alınan cevabın ikinci cümle için de geçerli olması gerekir. Eğer alınan cevap ikinci cümleyle uyuşmuyorsa, nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Bu durumda nesnelerin uyumlu hale getirilmesiyle yanlışlık giderilir.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

  Ölen arkadaşına her gün dua ediyor, bir türlü unutamıyordu.

       Bu cümle öğeleri ortak sıralı bağımlı bir cüm-ledir. İkinci cümleye “neyi , kimi” sorularını sorduğumuzda alınan cevap “arkadaşını”  veya  “onu” sözcüğüdür. Halbuki birinci cümledeki “arkadaşına” sözcüğü nesne değil tümleçtir. Bu sebeple ikinci cümleye bu sözcük nesne olarak gelmemektedir. Bu da nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. İkinci cümleye nesne eklenerek cümle düzeltilir.

 

   Arkadaşlarla oyun oynarken annem bana baktı, fakat bir türlü göremedi. 

     Bu birleşik cümlede ikinci cümleye “neyi, kimi” sorularını sorduğumuzda alınan cevap “beni” sözcüğüdür. Halbuki birinci cümledeki “bana”  söz-cüğü nesne değil tümleçtir. Bu sebeple ikinci cüm-leye bu sözcük nesne olarak gelmemektedir. Bu da nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. İkinci cümleye nesne (beni) eklenerek cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

   Öğretmenlerimize saygılı davranmalıyız ve asla üzmemeliyiz.

       Bu birleşik cümlede birinci cümlede yer alan “öğretmenlerimize” sözcüğü dolaylı tümleçtir. İkinci cümleyle bu sözcük uyuşmamaktadır. Çünkü ikinci cümleye “öğretmenlerimizi” sözcüğü getirilmelidir. Bu da nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. İkinci cümleye nesne yani  “öğretmenlerimizi”  veya “onu”  sözcüğü eklenerek bozuk olan cümle düzeltilir.

 

   Hayvanların kesim işlemi bitmişti, arabayla eve getirmiştik

      Bu birleşik cümlede nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Çünkü ikinci cümlede nesne bulunmamaktadır. Bu sebeple ikinci cümleye nesne olarak “kesilen hayvanları” veya etleri” sözcüğü getirilerek cümledeki anlam kargaşası giderilmiş olur.

 

  Yeni aldığı arabasına çok iyi bakıyor, hemen her gün yıkayıp temizliyordu..

       Bu cümle öğeleri ortak sıralı bağımlı bir cümledir. Birinci cümlenin yüklemi “bakıyor” nesne almamaktadır. İkinci cümlenin yüklemi “temizliyordu” nesne almaktadır. Birinci cümledeki “arabasına” dolaylı tümleci ikinci cümlenin dolaylı tümleci (arabasına temizliyordu) olmuş. Bu sebeple ikinci cümleye nesne olarak “arabayı” sözcüğü getirilerek cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

 

20. TÜMLEÇ YANLIŞLIKLARI

 

        Cümlelerde tümleç yanlışlıkları cümlede üç şekilde görülür:       

 

a)    Dolaylı Tümleç Yanlışlıkları       

 

        Cümle içerisindeki dolaylı tümleçlerin cümlenin yüklemiyle uyuşması gerekir. Bu kurala özellikle sıralı cümlelerde dikkat edilmelidir. Sıralı cümlelerde birinci cümlenin dolaylı tümlecinin ikinci cümlenin  dolaylı tümleciyle uyuşmaması durumunda anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Yani birinci cümlenin yüklemine tümleci bulmak için “nereye, nerede, nereden, neye…” sorularını sorduğumuzda alınan cevabın ikinci cümle için de geçerli olması gerekir. Eğer alınan cevap ikinci cümleyle uyuşmuyorsa, dolaylı tümleç eksikliğinden veya uyuşmazlığından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Bu durumda dolaylı tümleçlerin uyumlu hale getirilmesiyle yanlışlık giderilir.

 

ÖRNEKLER :

 

   Sanma ki bu seçimlerde millet  seni destekler  ve  oy verir.

      Bu sıralı cümlede ikinci cümleye “neye, kime” sorularını sorduğumuzda alınan cevap “sana” sözcüğüdür. Halbuki birinci cümledeki “seni”  sözcüğü tümleç değil nesnedir. Yani “seni oy verir” anlamı çıkmaktadır. Bu durumda da tümleçler uyuşmamaktadır. Bu da tümleç eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğuna yol açmıştır. İkinci cümleye tümleç  yani “sana” getirilerek cümledeki bozukluk düzeltilir.

 

  Bu görevlileri ben de tanıyorum, ama bir türlü  güvenemiyorum.

      Bu sıralı cümlede ikinci cümleye “neye, kime” sorularını sorduğumuzda alınan cevap “onlara” veya “görevlilere” sözcükleridir. Halbuki birinci cümledeki “görevlileri”  sözcüğü tümleç değil nesnedir. Bu durumda tümleçler uyuşmamaktadır. Bu da tümleç eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. İkinci cümleye tümleç yani “onlara” eklenerek cümle düzeltilir.

 

b)   Zarf Tümleci Yanlışlığı

 

       Cümledeki zarf tümlecinin yüklemle uyuşmaması anlatım bozukluğuna yol açar. Özellikle sıralı cümlelerde buna dikkat etmek gerekir. Çünkü çoğunlukla zarf tümleci yanlışlıkları sıralı cümlelerde bulunmaktadır. Sıralı cümlelerde yüklemlere sorulan “ne zaman, nasıl, niçin..” sorularına alınan cevabın her iki yüklem için de geçerli olması gerekir.

 

 

ÖRNEKLER:

 

   Hafta sonları sabah erkenden kalkar, yine erkenden yatarım.

 

       Bu sıralı cümlede zarf tümleçleri uyuşmamaktadır. Çünkü “sabah” erkenden kalktığına göre “akşam” erkenden yatması gerekirdi. Halbuki ikinci cümlede “akşam” sözcüğü verilmemiştir. Bu sebeple bir anlatım bozukluğu ortaya çıkmıştır. “erkenden” sözcüğünden önce “akşam” sözcüğü getirilerek yanlışlık düzeltilir.

 

   Bizimle her gün okula kadar gelir, fakat bizimle konuşmazdı.

 

       Bu bağlı cümlede zarf tümleçleri uyuşmamaktadır. Birinci cümledeki “her gün” sözcüğü ikinci cümle ile uyuşmamak-tadır. Çünkü cümlede “her gün” gelirken “hiçbir zaman” konuşmazdı anlamı vardır. Bu sebeple zarf tümleçleri uyuşmamaktadır. “konuşmazdı” sözcüğünden önce “hiçbir zaman”  sözcüğü getirilerek cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

c)    Edat Tümleci Yanlışlığı

 

       Cümlede bazen edat tümleci yüklemle uyuşmaz. Bu da anlatım bozukluğuna yol açar. Özellikle sıralı cümlelerde bu tür yanlışlıklara rastlanır. Sıralı cümlelerde birinci cümledeki edat tümlecini ikinci cümle için de geçerli olması gerekir.

 

ÖRNEKLER:

 

   Bakımını üstlendiği çocuğu her gün dövüyor, hiçbir zaman ilgilenmiyordu.

 

       Bu sıralı cümlede edat tümleci eksiktir. Çünkü ikinci cümlenin yüklemine “kiminle ilgilenmiyordu” diye sorduğumuz-da cevap alınamamaktadır. Birinci cümledeki “bakımını üstlendiği çocuk” sözcüğü uygun olan edatı (ile)alarak yani “bakımını üstlendiği çocukla” şeklinde getirilerek ikinci cümleye eklenirse cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

   Komşunun çocuğu bizi çok seviyor ve hep oynamak istiyordu.

 

       Bu bağlı cümlenin ikinci cümlesinde edat tümleci eksik olduğu için anlatım bozukluğu meydana gelmiştir. Çünkü ikin-ci cümlenin yüklemine “kiminle oynamak istiyordu” diye sorduğumuzda cevap alınamamaktadır. Birinci cümledeki “bizi” sözcüğü uygun olan edatı (ile)alarak yani “bizimle” şeklinde getirilerek ikinci cümleye eklenirse cümledeki yanlışlık düzeltilir.

 

ÇÖZÜMLÜ ÖRNEKLER

 

   Dünkü kavgadan sonra ne bize geldi, ne de bir şey istedi.

       Bu cümlede dolaylı tümleçlerin uyuşmazlığından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Çünkü birinci cümleye “kime” sorusunu sorduğumuzda alınan cevap “bize” iken, ikinci cümlenin yüklemine sorulan “kime” sorusuna cevap yoktur. “kimden” sorusuna cevap vardır. Bu sebeple dolaylı tümleçler uyuşmamaktadır. İkinci cümleye “bizden” sözcüğü getirilerek yanlışlık düzeltilir.

 

   Seni sınıf içerisinde azarlayan ve hakaretler eden hangi öğrenciydi?

       Bu sıralı cümlede dolaylı tümleç eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Çünkü ikinci cümlede “kime hakaret eden” sorusunu sorduğumuzda herhangi bir cevap alınamamaktadır. Birinci cümledeki “seni” sözcüğü ise “seni hakaret eden” anlamını verdiği için uyuşmamaktadır. İkinci cümledeki “hakaretler” sözcüğünden önce “sana” sözcüğü getirilerek yanlışlık düzeltilir.

 

 

 

 

 

Yusuf ALTINSOY / Türk Edebiyatı – Dil ve Anlatım Dersi Öğrt.

 

 

Ziyaretçiler

2188524
Bugün
Dün
Bu Hafta
Geçen Hafta
Bu Ay
Geçen Ay
Toplam
1181
3296
13500
2147043
82115
142431
2188524

İP'niz: 54.161.219.254
Server Time: 2017-01-19 08:38:04

Arama

Aksaray'da Hava

Weather data OK.
Aksaray
-3 °C